Geçen hafta geleceğe gitmiştik. Zaman makinesinin rotasını bu sefer de geçmişe ayarlayalım. “Nasıl Kartepeli oldum, Kartepe nereden nereye, ne şekilde geldi ve nereye gidecek” bunları anlatacağım bu hafta.

Gölcük’e bağlı şirin bir sahil kasabası olan Ulaşlı’da doğdum. Ben beş yaşındayken Kartepe’ye taşınmışız. Sene 1980, babam Ulaşlı Postane Şube Müdürü iken tayin istemiş. Ne yapsın adam, üç kızdan sonra iki erkek çocuğu ölmüş. Ee ben de epey haylazım… Bir gün ağaçtan düşüyorum, bir gün başıma balta giriyor, bir gün motosiklet çarpıyor, fırsatını bulunca denize kaçıyorum filan…  O da çareyi ben boğulmadan oradan göçmekte buluyor. Ablalarımın çocukken yüzgeçleri vardı herhalde, onlara bir şey olmadığına göre!

Velhasıl, tayini Eşme’ye çıkıyor babamın. Hoppala! Bu sefer de “göl var, çocuk çok yaramaz, göle kaçar boğulur” diyorlar. Ne büyük sıkıntı Ya Rabbi! Oldum olası sıkıntılı bir tip değildim halbuki. En azından kendimi bildim bileli diyelim. Neyse, babam çareyi  E-5 güzergâhındaki Köseköy’ün Ulus Mahallesi’ne yerleşmekte buluyor. O aralar tek şerit karayolunun kenarında üç dört tane ev olan koca bir mera Ulus Mahallesi. Arsalar daha yeni parsellenmiş ve çok ucuz, almayanı dövüyorlar! Sazlık, dikenlik ama memur maaşı ile anca güç yetiyor işte. Boğulacak deniz, üstünden düşülecek ağaç,  saklanılacak kovuk da yok. Çocuk güvende yani… Balkondan baktığında Pirelli Fabrikası’nı, İstasyon Mahallesi’nden geçen treni görebiliyorsun. Tam bizimkilerin benim gibi bir buldumcuğu konserveleyecekleri türden bir yer…

“Kadim Köseköylüler”in Köseköy’den saymadığı, Uzunçiftlikliler’in rakip beldenin varoşu olarak hor gördüğü, yolu, suyu, elektriği olmayan bir otlak o zamanlar Ulus Mahallesi… O yüzden, geçmiş zamanının isimleri ile “Köseköy Merkezliler” ve “Eski Petrollüler” ile maziden kalan kapanmamış bir hesabım var hala! Hoş geçtiğimiz yerel seçimle Ulus Mahallesi de tarihe karıştığı için, hesap da kendiliğinden kapanıyor aslında. Şakası bir yana, işte bu sebeplerle biz Kartepeli oluyoruz. Gölde çocuk boğulur korkusu ile babamın Eşme’ye yerleşmeyerek, sabah-akşam otobüs işkencesi çekmesini ise hala aklım almıyor!

Hatırımda çok şey kalmış maziden; kamyonun üstünde taşındığımız günü, tulumba ile güğümlere su doldurduğumuzu, eski adıyla E-5’in bölünmüş karayoluna çevrilişini, bugünkü Villam Sitesi’nin olduğu alandaki devasa kavaklığı, saat başı kalkan Hafız’ın Otobüsü’nü, körükle kalaycılık yapan esmer vatandaşları, dolma tekerlekli bisikletimi, eve gittiğimiz patika yolun yazın gelinciklerle kaplandığını, şimdilerde yolla aynı seviye olan binamıza dört basmakla çıktığımızı, bizden başka herkesin ahırı ve kümesi olduğunu ve daha neleri hatırladıkça, sanki o zamanlar yüzyıllar öncesiymiş gibi geliyor insana. Merak edenlere arşivimde bulunan eski fotoğrafları gösterebilirim. Pul koleksiyonum da var ayrıca!

Otuz yılda nereden nereye gelmişiz, şaşılacak şey doğrusu! İnek otlayan yerlerde şu an banka şubeleri açılıyor! Çok kısa sürede gerçekleşen bu gelişmeyi, Kartepe’nin içinden geçen D-100’e borçlu olduğumuz su götürmez bir gerçek bu arada. Bugün baktığımızda, D-100’e ve Sapanca Yolu’na cephesi olan bölgeler, diğer bölgelere göre çok daha hızlı gelişiyor. Özellikle İstasyon Mahallesi,  bankaların da gelmesi ile, yol güzergâhlarında doğal olarak oluşmuş merkezlere örnek teşkil edecek şekilde gelişiyor. Bu gelişme zamanla Köseköy Sanayi Sitesi’ne ve hemen karşısındaki Deva İlaç Fabrikası ile Habaş Tesisleri’ne kadar varacak gibi görünüyor. Şimdiden yeni oluşan kentin içinde kaldı bu yapılar. Zamanla iş makinası, kamyon ve tır trafiğinin getirdiği sorunlar daha da kompleks hala gelecek! İmkân olsa da, daha uygun yerlere nakledilebilseler şimdiden.

Hep derim, dünya’nın merkezi İstanbul’dur diye… Hem su, hem karayolu ile dünya’yı doğudan batıya, kuzeyden güneye bağlayan bir geçiş hattı, bir durak noktası İstanbul. Ayrıca yeni yapılan dev havaalanı ile artık havadan da dünya’yı birbirine bağlayacak bu güzel kent. Doğal olarak bunca yol güzergâhında olan bu şehir, hızla gelişiyor ve hatta artık taşıyor.  

Bir kıyas yapacak olursak; Cumhuriyet kenti Ankara, başkent olmasına rağmen, hiçbir zaman İstanbul’un gelişme hızının yanına bile yaklaşamayacak. Sebebi çok açık değil mi? Yol medeniyettir de ondan… Küresel arterlerin güzergâhında olan İstanbul ile, Anadolu’nun ortasında sadece gidilmesi gerektiği için gidilen bir coğrafyanın gelişme hızı bir olur mu hiç?

Öte yandan, istisnâi bir örnek verecek olursak; çölün ortasındaki Amerika Birleşik Devletleri’nin  Nevada Eyaleti’nde 20.yy’ın başında gangster Bugsy Siegel tarafından kurulan Las Vegas, ilginç bir misâl olur. Önce kentin kurulup, sonradan süratle gelişmenin yaşandığı ve ana yollarla kente bağlantı sağlandığı nadir bir örnektir bu. Ama bizler için kötü bir örnektir! Çünkü, bugün Birleşik Devletler’de uyuşturucu, fuhuş ve kumarın legal olduğu tek merkez olan Las Vegas, sadece meraklısının gittiği bir günah endüstrisidir. Ana yol güzergâhında olmaksızın, suni gelişen nadir şehirlerden bir örnek Las Vegas, ki öyle gelişme olmaz olsun…

Lafı çok uzatmadan genelden yerele dönelim. Doğal yollardan, dere yatağında suyun akışı gibi kendi cazibesi ile gelişen Kartepemiz’den bahsedecek olursak; işte bu yüzdendir Askeriye Sapağı ile Özdilek Işıkları ve Sarımeşe Sapağı arasının bu denli hızlı yapılanması ve nüfus bakımından artması. Medeniyet olgusu bin yıllardır doğal olanın ilanını yapıyor ve ana arterler üzerinde kurularak gelişiyor Kartepemiz’de.

Görünen o ki; ilçemizin içinden geçen yol güzergâhı ve çevresi, daha da artan bir hızla gelişmeye devam edecek. Nüfusu üç yüz elli bini bulmuş, her metrekaresi planlı, gölü, dağı, havaalanı, turizmi  ile Doğu Marmara’nın parlayan yıldızı olan Kartepe, imrenilen bir kent olacak İnşallah. Allah ömür verse de o günleri görebilsek...

Şimdi taa nerelerden buralara geldik, nereden çıktı bu yol meselesi, ne güzel çocukluk anılarından filan bahsediyorduk diyeceksiniz. Demedik mi “yol medeniyettir” diye!  Medeni insanlar da konuşa konuşa, yaza çize belki gelebilirler bir noktaya. İbrahim’e suyu taşısın da karınca, kararınca…

Anladın sen onu…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yol derken 3 yıl önce

ufukta ne gözüküyor murat bey? yol filan dedin.???