YENİ DÜNYA PLAKÇILIK GURURLA(!) SUNAR

KURGULANMIŞ KUTSALLAR(!) ŞARKISI

Kutsal; bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen, toplumdan topluma, milletten millete değişikenlik gösteren değerlerdir. Hal böyle olunca İngilizlerin kutsallık atfettiği bir değer Japonlar için anlamsız olabileceği gibi bir Afgan'ın uğruna ölümü göze alabildiği bir değer bir Amerikalı tarafından saçmalık olarak değerlendirilebilmektedir. İşte tam da bu noktada zihinler bataklık sakini timsahlara dönüşebilmekte ve yaşasın bataklığıma bir ceylan-kuzu düştü ham edeyim mantığıyla, farklı kutsallara sahip kişileri ya da toplumları, gelişmemiş-cahil-medenileşememiş-barbar-vahşi-öteki-öcü-böcü yaftalamalarıyla çiğnemeden yutmayı tercih edebilmekte, kendileriyle aynı tercihte bulunmayan-birlikte saf tutmayan değerdaşlarını da hainlikle-ikiyüzlülükle-korkaklıkla-omurgasızlıkla itham edebilmektedirler.

Aslında temel bir algı sorunudur burası benim mahallem durumu. Oysa bir aslan karada avcıyken bataklıkta timsahlar için çok kolay bir av olduğu halde bunun ayırımını yapamayıp, bana her yer kara ya da tersinden timsahlar için bize her yer bataklık sloganları ile yaşamak, ne bataklığa giren aslana ne de karaya mahküm olmuş timsaha bir fayda sağlar. Hayvanlar aleminden malumumuzdur ki farklı yaşam alanlarının farklı efendileri vardır ve sizin bunu tanımamanız sonucu değiştirmez ancak ahmakça kabullenilmiş bir bakış açısı firavunlaştırabilecek kadar megolamanlaştırabilir kişileri ya da toplumları. Gücün adaletine güvenen böylesi zihinler, güçlü oldukları sürece bunun keyfini sürerken bir gün zayıf düştüklerinde el değiştiren gücün zulmüne uğrayacaklarını akıllarından çıkarmamalı, güçlü olmayı dayatma serbestliği için değil, adil olabilmek ya da adaleti uygulayabilmek için istemelidirler.

Aşağı mahallenin efendisinin yukarı mahallede zavallı olabileceğini bir an olsun zihinden çıkarmadan, gösterdiği kadar saygı görebileceğinin bilincinde olan ruhlar bu sayede hem egolarını dizginleyebilir hem de kendilerini daha güvende hissedebilirler.

-Yaptığı zulmün ve dayatmaların haklılığını oluşturduğu suni düşmanlarla ve düşmanlıklarla ıspatlama çabası içerisinde olan yeni dünya plakçılığın bir amaç doğrultusunda kurguladığı modern(!) kutsal(!) değerler orkestrası ile (insan hakları-seyahat serbestliği-küresel mahkemeler-demokrasi-vicdan özgürlüğü- vatan sana elveda dünya hediyedir tüm insanlığa sloganları-doyduğun ya da doğduğun yerdir vatan saçmalıkları vs...) birilerinin-bir kesimin daha rahat hareket edebilmesi ya da hedeflerine varabilmesi adına farklı milletlerin değerlerinin hunharca katledilmesi ya da varlık sebeplerinin ortadan kaldırılması her yeri bataklık sanan timsahların anlayışından sizce ne derece farklıdır?

-Medyanın bir çoban köpeği edasıyla(çoban muamma(!)) itelediği zihinlerin seçme özgürlüğü gerçek midir?

-Seçilebilmek uğruna harcanması gereken paraların herkeste olmadığı gerçeği çırılçıplak karşımızdayken, nereye kadar seçilebilme özgürlüğü kandırmacasının peşinden gidilmelidir?

-Dünyanın her yerine seyahat edebilme özgürlüğü tanınsa bu asgari ücretle geçinenler için çok mu anlamlı olacaktır?

-Dilediğimiz yerden mülk edinebilecek olsak mülklerimiz mi artacak yoksa birileri elimizdekileri de satın mı alacaktır?

-Mazimiz olmayan bir toprak parçasında doğmuş ya da doymuş olmak orayı bize vatan mı yapacaktır? ya da gurbetçilerimiz için Almanya vatan olmuştur da bizim haberimiz mi yoktur?

-Hasılı dünya ya yeni bir düzen verilirken kesimlerin öncelikleri mi? yoksa toplumların öncelikleri mi? önemli olacaktır? (Lütfen bu sorular üzerine birazcık düşünün ve korkmayın düşünmekten)

 

Orkestra dedik ya müziğin gücü...

Çocukken başlarız ninnilerle uyutulmaya, kulağa hoş gelir ve kurdurur bize türlü türlü hayaller gerçeklerden kopararak...

Hani vardır ya daha dün annemizin kollarında yaşarken çiçekli bahçemizin yollarında koşarken... ve acıdır ki anne kucağı görmemiş, hiç çiçekli bahçesi olmamış kuzucuklar mışıl mışıl uyurlar bu ninnilerle bir gün olacak diye umarak...

Sizce artık kendimizi melodiye kaptırmadan şarkıların sözleri üzerine düşünmenin vakti gelmedi mi?

Tekrar altını çizersek; kutsallarıdır bir yerde milletleri birbirinden ayıran. Dokunulmaması-bozulmaması sadece geliştirilmesi gereken değerlerdir onlar taaa maziden gelen...

Son söz olarak diyebilirim ki; kurgulanmış kutsallar(!) şarkısı, akordu bozuk enstrümanlarla bestelenmiş cehennem melodisidir müzik kulağı olanlar için...

Gürkan KARAÇAM

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.