Düşünme sistematik ya da rastlantısal olarak fikir üretimi ile sonuçlanan zihinsel süreçtir.Bu sürecin neticesinde düşünce ortaya çıkar.

Düşünmenin girdileri ise konu ile ilgili veriler , enformasyon , bilgiler , kanıtlar , inanç ve duyumlardır.

Aslına bakarsanız önemli olan ne düşündüğünüzden çok ne kadarlık bir girdiyle , birikimle bu süreci geçirdiğinizdir.

Öyle ya da böyle düşünce bu sürecin sonucunda akla uygun ya da akıl dışı olarak ortaya çıkar ve bu düşüncelerin ardından koşar kitleler kendi birikimlerine göre tercihler yaparak…

Bu süreç psikolojik açıdansa daha çok algı ve zekayla ilişkilendirilmekte , sorun çözme – karar verme bağlamında ele alınmaktadır. Her türden akıl yürütmenin yanı sıra sezme veya düş kurma şeklinde de gerçekleşebilir.

Sonuç olarak birikimi yok denecek kadar az olanlar için oldukça sıkıcıyken , olmuş zihinler için düşünme; hakiki aşka dönüşmek üzere olan devasa bir çiledir.

Gazetelerin köşelerinden , televizyon ekranlarından , işitsel yayın organlarından bu sürecin tamamlanmış hali yağar zihinlere ve düşünemiyoruz diye bir oraya bir buraya çekiştirilmeye başlarız.

Bazen tartışma programlarını izlerken propagandanın tuzağına düşeriz düşünemediğimiz için. A partisinin temsilcisi başlar konuşmaya doğru söylüyor deriz , B partisinin temsilcisi başlar konuşmaya doğru söylüyor deriz , C partisinin temsilcisi başlar konuşmaya doğru söylüyor deriz ve mikrofonu eline alan aman aman bizim için aykırı bir şey söylemiyorsa ekran karşısından onay alır çoğumuzdan. Çünkü düşünemeyiz gerçekten , yeterli veriye sahip değildir zihnimiz ; konuşmacıların eğitimlerini nerede tamamladıklarını , nerelerden burs aldıklarını , hangi gizli servislerle ne düzeyde ilişki içerisinde olduklarını , hayranlıklarını , hayallerini , ailevi durumlarını , kişisel ahlak anlayışlarını , kimlere özendiklerini , vatanseverlik alametlerini araştırmaya gerek duymayız. Ama karar vermek isteriz , isteriz de nasıl? Düşünmek isteriz , isteriz de nasıl? Duyumlarla fikir sahibi olabilmek isteriz bilgi sahibi olamadan ve bu yüzden düşünemeyiz kendimizden vazgeçerek , adanarak Milletimize…

Oysa araştırmalıyız okumalıyız düşünebilmek için. Duygularımızı olgunlaştırmak , düşüncelerimizi sağlamlaştırmak için araştırmalı okumalıyız.

Hem duyguya hem de düşünceye dayanan Milli Şuurun , bir milletin manevi kuvvetlerinin en önemlisi olduğunu unutmadan okumalıyız , araştırmalıyız vakit kaybetmeden…

Kuvvetlenmeliyiz zamanın kıymetini bilerek , düşünce dünyamıza etki edememeli fırtınalar – şimşekler. Karşımızda konuşanların cümlelerinin sonuna yüklem olmayı başarabilmeliyiz. Ben olarak başlayan bizimle bitmeli fikir dünyasında ve böylesi bir düşünme süreci sonrasında çıkacaktır büyük düşünceler ortaya dahi sıkıştığımızda da haykırmalıyız kendi düşünce dünyamıza ; Büyümek İstemeyen Bir Millet Küçülmeye Mahkumdur diye…

Düşünme aşka dönüşmeli ruhumuzda. Fikir , iman , ülkü aşkı… insanları güçlü yapan bunlardır haykırışıyla titretmeliyiz ruhumuzu. Ellerimizden düşürmemeliyiz kitapları. Fikir dünyamıza saldıran küresel güçlerle savaşımızda genişletmeliyiz bakış açımızı. Her kitap düşünce dünyamıza bir lamba diyerek okumalıyız ve okuduğumuz her kitap üzerine düşünmeliyiz tekrar tekrar…

Bilmeliyiz ki ülkü sahibi insanlar düşünür ve düşünen insanlar bir noktadan sonra ülkü sahibi olur dahi çamurdan farkı olmayan bir varlıktır ülküsüz insan…

Yoksa bilgi , düşünmekten bekleme umud,

Cahilin düşüncesi üzerine düşünme unut.

Gürkan KARAÇAM

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.