Öğrenme,  çocuğun doğumuyla başlar ve yaşam boyu devam eden bir süreçtir.

Anne baba olarak hedefimiz sadece çocuklarımızı yetiştirmek değil onların yetişmesine katkı sağlarken aynı zamanda kendimizi geliştirmek, yenilemek ve daha ileri götürebilmektir.  çocuk gelişiminin temelinde anne babanın tutum ve davranışları  yatmaktadır. anne ve babanın kişilikleri aile içinde bireylerin birbirlerine olan davranış ve tutumları  çocuklara gösterdikleri  ilgi ve davranış biçimleri önemlidir.

Ailede çocuğa verilen eğitim ömür boyu çocuğun hayatını etkilemektedir. anne babaların geleceğe dair en büyük ve elzem duydukları yatırımları çocukları olmalıdır. onlara iyi eğitim imkanı sunmak olacaktır yegane gayeleri. eski zamanlarda anne babaların, çocuklarına ne kadar mal mülk bıraktığını görmek,  duymak yetiyordu sevildiğini, ne kadar değerli hissetmesi gerektiğini anlaması  için. günümüze baktığımızda ise en önemli mirasın EĞİTİM olduğunu, olması gerektiğini görmekteyiz.

Çocuklar karşılarında daima öğütler veren insanlar değil , o öğütleri yaşayan modeller görmek ister. çocuğa “kitap oku” tavsiyesinden ziyade kitap okuyarak model olunarak bunun aşılanması daha önemlidir. kendisini eğitememiş birey başkasını da eğitiemez. kendisine sözü geçemeyen, başkalarını da dinleyemez, nefsine hükmedemeyen başkalarını eleştirmekte gayet hatalar yapması muhtemeldir. içinde huzur ve mutluluk yelleri estirmeyen çevresine enerji veremez. işte bunun için çocuğuna iyi eğitim vermek isteyen anne baba ilk dersi kendine  vermeli, önce kendini yetiştirmeli.örnek bir çocuk görmek  istiyorsa, önce kendisi iyi örnek olması ve evlatlarına model olması gerekir.

Eğitimin temeli ailede atılır. ünlü bir düşünür eğitimin temelinin ailede, küçük yaşlarda atıldığına binaen şu sözünü vurgulamıştır. “çocuklar donmamış beton gibidirler, üzerine ne düşse iz yapar”  başka bir düşünür ise “ terbiye ana kucağında başlar, her söylenilen kelime çocuğun şahsiyetine konan bir tuğladır. anne baba iyi terbiye almışlarsa çocuklar da terbiyeli olur. eğer aile  çocuğuna doğumdan itibaren gerekli ilgi, sevgi ve şefkati göstermiş ve eğitimi için elinden geleni yapabilmişse bu aile için çocukları huzur ve neşe kaynağı temsil eder. ne ekmişse onu toplar aile.

Çocuğun ailesinde kazanacağı ilk eğitim yaşantıları onu okulda meslek hayatında ve tüm yaşamında etkiler. çocuklarımıza ne verirsek onu alıyoruz bu 2x2=4 eder kadar doğal bir durum. çocuklarımızın kişilik ve şahsiyeti tesadüfi yönde  tezahür etmesi mümkün değildir. çocuklarımızın kişilik ve şahsiyet yapısının temeli, eğitim kurumlarının en önemli öğretmeni olan anne babasının elinde şekillenir.

“ÇOCUKLAR HAMUR GİBİDİR.”

Çocuklar hamur gibidir yaş iken şekil vermesi kolay olur istediğiniz kıvama sokabilir pekala en son haliyle  pişirebilirsiniz; ancak piştikten sonra şekil vermeye kalkarsanız işin uzmanı diyecektir sakın dokunma ! her şey zamanında yapılacaktır. eğitimlerimde en fazla kullandığım örnek; 

 

elime bir zeytin dalı parçası alarak barışı ve huzuru temsil ettiğini ifade ederim. çocuk yetiştirmede  her  yaş döneminin kritik zaman dilimleri olduğunu ve zeytin dalının  uç kısmının 0-6 yaş dönemini anlattığını ve bu yaş döneminde çocuğa çoklu zeka kuramına göre istediği yönde eğitim verilerek yönlendirilebileceği, terbiye ve kişiliğin oluşması  açısından bu yaş döneminin önemli olduğunu zaman açısından telafisi zor olan bir dönem olduğunu anlatırım. çocuğumuz lise dönemine geldiğinde ise bu dönemi de (ergenlik yılları) fırtınalı dönem olarak ifade etmekle beraber zeytin dalının kalın ve kuru kısmına benzetirim.  anne baba ve eğitimci olarak çocuğa yaklaşım tarzımız önem arzetmektedir. daha hassas olmamız gereken ve onu anlayarak yaklaşmamız gereken bir dönemdir . bu yaş grubundaki çocuk fırtınalar estirirken yaklaşımımız; yanlışları doğrultucu, krizleri yönetici tavrımız sert ve kırıcı olursa işte kalın(yetişmiş) fakat kuru zeytin dalı çatırttttt. diye kırılıverir. kırılanı yerine getirmesi ne kadar zor ise attığımız yanlış adımları da geri çekmemiz düzeltmemiz o kadar zor olacaktır. işte bu yüzden önemli okul öncesi eğitim, işte bu yüzden ben bu mesleği seçtim.

 

Basın ve yayın organlarının sorumsuzca ve insafsızca yapmış olduğu yayınları  engelleyin, aileleri uyarın onları eğitin, çocuk yaşta katiller olmasın. aileler eğitilip sokağa atılmayan çocuklar ve değer verilen çocuklar olduğu müddetçe duymak istemediklerimiz asla gözlerimiz önüne gelmez.Çocuğu yargılamadan önce çocuğu köte yönlere meylettiren yayınları ve çocuğuna gerekli terbiye ve eğitimi veremeyen aileleri yargılamalı.

Çocuklar yaşamının hayat oyununu  küçük yaşlarda öğrenir ve bu öğrenmeler kolay sökülüp atılamayacak kadar derin birşekilde yerleşir. günlük hayatta önemsemediğimiz karakterimizi yansıtan vasıfların pek çoğunun temeli aile içerisinde atılır. değerli anne  babalar çocuklarınızı asla kıyaslamayın. kıyaslanan çocuk reddedilmiş demektir.  “gelişimde bireysel farklılıklar  vardır” ilkesini göz ardı etmektir. “ gelişimin hızı zamana göre değişiklik gösterir” ilkesini yadsımak demektir. her çocuk kendine göre değerlidir. önemli olduğunu hissettirmek elzemdir.  normal çocuk yoktur, her çocuk bilgi zeka ve kişilik, beceri ve yetenekleri  bakımından farklıdır. diğer çocuğa göre anormal olan bir şey bizim çocuğumuz için geçerli olmayabilir. çocuklarımızın sağlıklı bir kişiliğe sahip olması anne karnından başlayıp okul öncesi dönem ve sonrasında  diğer gelişim dönemleri olarak  sırasına göre ehemmiyet arz etmektedir.

Siz çocuk mu büyütüyorsunuz çocuk mu yetiştiriyorsunuz? çocuğunuzu büyütürken, çocğunuzla çocuk olarak kendinizi de mi yetiştiriyorsunuz? onu büyütürken halı, kilim dokur gibi  sevginizi, ilginizi,  bilginizi nakış nakış işliyor musunuz hayatına?  sefa saygılı’nın dediği gibi “ çocuğun içinden gelmeli hocam” diye başarı yada başarısızlığı tanımlayan anne baba mı oluyorsunuz? size ne oluyor ki? siz kim oluyorsunuz? 

İyi çocuk yetiştiren anne baba mı? yoksa anne babalarının hala çocuk olarak kalmış, çocukları olmuş evlatları mı?

Buna siz karar verin sayın anne babalar ve yetişkinler…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
TÜRKAN GÖKGÜL 5 yıl önce

Günümüz anne ve babalarının çocukları adına görmesi gereken sorunlara en güzel örnekler verilerek bal tadında bir yazı olmuş güncelliği yakalayan bir yazı

Avatar
EVLİLİK VE AİLE DANIŞMANI ZEKERİYA GUTER 5 yıl önce

yorumunıuz kaleme almış olduğum laf kalabalığını gayet özetlemektedir. teşekkürler