Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar, diyordu bir şarkı sözü .
Elbette başka sözlerde var şarkıda. mesela bu sözün hemen arkası; "Yanlış bi öyküdeyim beni yeniden yaz" diyordu.
Fakat ben en çok o kısmına takılmıştım şarkının, "Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar" 

Yaş itabari ile Cahit Sıtkı yı rahmetle andığım bu günlere nasıl ve hangi yollardan geldiğime baktığımda,
Üstad Zülfü Livanelinin o aklımdan hiç çıkmayan sorusu peyda oluveriyor karşımda; 
"Memleket mi yıldızlar mı gençliğim mi daha uzak" diyordu ya bir şarkısında.
Kendi Memleketimde ömrümün en güzel yıldızına gençliğim kadar uzağım üstadım derken yakalıyorum kendimi... 
Ansızın, elbette bu doğru cevaptı ama ne yolları, ne o yollardan kalan yaralarımı açıklamaya yetmiyordu.
Öyle ya neler yaşanmamıştı ki yolun yarısında denilen...
Bu yaşa gelene kadar nasıl hemen öyle bir çırpıda anlatılabilirdi ki...

Daha çocukluğumuzun yaralarından akan kanlar kurumamışken, 
düştüğüm adına gençlik de denen hayatın o yokuşlu yolunda
Neler yaşanmamıştı ki...

Tuhaf olan şudur ki, o yıllar da yani daha yolun en başında 
köy düğünlerinde yenilen dayakları bile özler oluyor insan, yolun ortalarına bile varmadan.
Ki o yılların sevdalarını masumiyetini o samimi ve yürekten arkadaşlıkların burunda tüter hale geldiğini söylemiyorum bile...

Sen dolu dizgin yaşayıp hayat denen bu şeyi hallaç pamuğuna çevirip attığını düşünürken, yavaşça çökmeye başlıyor yorgunluk... 
Önce saçlarına sonra sakalına derken, omuzlarına yerleşiveriyor tüm ağırlığı ile.
Yüzünde kırışmalar başladığında farkına daha bir varıyor insan 
Ve sonra yavaşlamaya başlıyor adımlar ,
yorulmadım, yılmadım, yıkılmadım yalanları içinde ...
Dizlerine çökmüş oluyor yorgunluk tüm ağırlığı ile.
İşte o zaman bakıyorsun arkama dönebilir miyim ya da tutunacak kimsem var mı diye ve yorgun olduğunu anlıyorsun..
Artık daha da yavaş ve sakin bakıyorsun dünyaya.
Taki karşına biri çıkıp da öykünü yeniden yazana dek.
Yeniden doğmuş gibi başlayıp, tekrar hayatın karşısına değil hani böyle tam ortasına dikilip, oradan dimdik yürümeye başlayana dek...
Son savaşım son hayatım son baharım dediğinde ise artık sonlar yaşamaya başlıyorsun 
Ve bu kez yorulmuyor, yılmıyor, yıkılmıyorsun da üstelik..

Sadece dirhem dirhem çürüyorsun içinde öldürdüklerinle.
Etraf en sevdiklerinin cesetleriyle dolup da 
burnunda son bir damla kanının kokusu kaldığında 
sende anlıyorsun işte yolun daha ortasında dirhem dirhem öldüğünü... 
Bir şairin dediği gibi; Hayat tüm acımasızlığı ile üzerinden geçerken avuçlarına pişmanlıklar bıraktığında öğrenmiş oluyorsun, hayat işte deyip geçmeyi... 
Hayatın ve yolun ortasında kalıp geçemediğinde... Anlıyorsun, 
Ve dilinde bir şarkıdan kalma sözler oluyor sadece; 
Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar...

//

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.