Sendikaların ve konfederasyonların genel kurullarında yapılan seçimler
gerçekten demokratik midir; delegeler özgür iradelerini sandığa yansıtabilirler mi?
Bazı gözlemler ve bilgiler aktarayım. Siz karar verin.
Seçimlerde genel kural,gizli oy, açık sayımdır. Ancak seçimler sırasında sandıklar öyle düzenlenir ki, deneyimli bir sendikacı hangi sendikanın delegelerinin nereye oy verdiğini hemen saptayabilir. Seçimlerde tek sandık yerine (oy verme işlemini kolaylaştıracağı gibi bir gerekçeyle) çok sayıda sandığın kullanılmasının amacı da budur.
Bazı sendikaların delegelerinin hangi tarafa blok olarak oy vereceği bilinir. Bu sendikalarla delegesinden kuşku duyulan sendikalar bir sandıkta birleştirilir. Böylece söz verip de oy vermeyenler belirlenir.
Bir sendikanın delegelerinin söz verdikleri biçimde oy kullanıp kullanmayacağını denetlemenin yollarından biri renkli kalem veya farklı kalınlıkta yazan kalem kullanmaktır. Oy pusulası üzerinde bir işaretin olması o oyun iptalini getirir. Ancak renkli bir kalemle veya farklı kalınlıkta bir kalemle oy pusulasının işaretlenmesi konusunda bir kısıtlama yoktur.
Kuşku duyulan sendikanın delegelerine diğerlerinden farklı bir kalem verilir ve oy pusulalarını o kalemle işaretlemeleri istenir. Oylar sayılırken de durum ortaya çıkar.
Geçmişte bu amaçla birçok farklı yöntem kullanılıyordu; ancak artık fotoğraf çeken cep telefonları çıkınca, bunların çoğu eskide kaldı. Delege oy pusulasını işaretledikten sonra fotoğrafını çeker ve oyunu kullandıktan sonra kendisini denetleyene göstererek “namusluluğunu” kanıtlar.
Bunlar ve benzerleri, denetim dışına çıkma eğilimindeki delegeyi kontrol altına almanın zorlayıcı yöntemleridir.
Satınalma yöntemi:
Bir tarihte bir sendikanın kendi genel kurulunda delegelere dizüstü bilgisayar dağıtıldığını duymuştum. Delegelerini umreye götüren sendika da biliyorum. Hatta bu sendika bazı AKP il başkanlarına da “kıyak yaptı,” onları da umreye götürdü. Kimse kul hakkı yenerek gidilen umrenin ne işe yaradığını sorgulamadı bile.
Sendika genel kurul delegelerinin otel giderleri sendika tarafından karşılanır. Ayrıca yemek parası da ödemezler. Bunlara karşın büyük sendikalarda büyük miktarlarda genel kurul harcırahı ödenir. Eğer seçimler çekişmeliyse, oy satan delege sayısı da az değildir.
Bir de yemin ettirme var.
Yol-İş’in 19.10.1986 günü yapılan genel kurulu öncesinde 22 şube başkanı tarafından imzalanan protokol şöyle bitiyordu: “Sayın Genel Başkanımız Bayram Meral’in liderliğinde tesbit edilecek sıralamaya göre yönetim, denetim, disiplin ve üst kurul üye adaylarına oy vereceğime, delegelerime de oy verdirmek için ikna etmeye çalışacağıma; Allahım, kitabım, şerefim ve namusum üzerine yemin ederim.
İnsan malzememiz değişmediğine göre, herhalde bugün de böyle protokoller imzalanıyor; üzerinde büyük miktarlar yazılı senetler alınıyordur.
Peki, bütün bunlar işçi sınıfına yaraşır mı?
Öyle hemen acelecilikle “yaraşmaz” demeyin.
Bugünkü işçi sınıfı kapitalizmin ürünüdür. Kapitalizmin bireyciliği, üçkağıtçılığı, ahlaksızlığı, köşeyi dönmeciliği, “kendi gemisini kurtaran kaptan”cılığı hep işçi sınıfının mensuplarına da yansır. İşçi sınıfı ancak sermayedar sınıfa karşı mücadele sürecinde kapitalizmin bu pisliklerinden zaman içinde temizlenir. Kapitalizme karşı mücadele etmeyen çürür, kokuşur; işçileri kapitalizme karşı mücadele arındırır. Eğer bir sendika kapitalizme karşı mücadele etmiyorsa, bu tür çürümeyi yönetimde de, üye tabanında da görürsünüz.
Bir işçinin evinde ne kadar demokrasi varsa, kendisi de sendikasında o kadar demokrasi talep eder.
Siz sendikacıları ne zannediyorsunuz?
Çok eskiden, “Osmanlıda oyun çoktur, ama sendikacı Osmanlıyı suya götürür susuz getirir,” denirdi..
 Bu laf artık şu şekilde güncelleşti..“Osmanlıda oyun çoktur, ama sendikacı Osmanlıyı suya götürür, susuz götürür; bir daha suya götürür, yine susuz getirir; belki bir daha suya götürüp susuz getirir.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.