1 Kasım seçimlerini geride bıraktık. AK Parti’nin tek başına iktidarı ile sonuçlanan seçimlerin vatana millete hayırlı olmasını diliyorum. 7 Haziran seçimlerinin ardından tıkanan siyasi kanallar da geçtiğimiz hafta itibariyle açılmış oldu. Siyasi belirsizlik ve beraberinde tırmanan terör olayları piyasaları da olumsuz etkilemişti. Normalde muhalefet partilerinin lehine gibi gözüken bu tip kaos ortamları, bu sefer birinci partiye yaradı. Ne ilginç değil mi? İktidar olmaktan çok iktidar kalabilmek zordur derler. Hakikaten de öyle. Bu durum sanırım bizim ülkemizde biraz daha farklı. Bizdeki muhalefet bırakın oyları arttırmayı, misliyle oy kaybı yaşayabiliyor. Bu kez ne yükselen terör olayları MHP’nin işine yaradı, ne de istikrarsızlıkla çalkalanan piyasalar CHP’nin işine… Seçmenin MHP ve CHP’ye cevabı “ya kapıya kilidi vurun, ya da yenilenin” oldu. Belli ki ne Kılıçdaroğlu'na, ne de Bahçeli’ye bu millet artık itibar etmiyor. Her şeye hayır diyen Bahçeli, 7 Haziran akşamı erken seçim naraları atan Bahçeli, inatla koltuğunda oturmaya devam ediyor. Ne diyeyim, MHP’li kardeşlerimize Allah sabırlar versin… Şimdi kimse kalkıp “iktidar olmak önemli değil, duruşunu korumak…” gibi klişe laflar etmeye kalkmasın. Hangi duruştan bahsediyorsunuz, Allah aşkına?! Hatırlayın şurada birkaç ay önce ülkeye yaşattığı sıkıntıları. Azınlık hükümeti olmaz, dışarıdan destekle olmaz, hükümet kuralım olmaz… Olmaz… Olmaz… Ne olacak peki? Hiçbir şey. Alın size “hiçbir şey”! Bahçeli’nin dürüst ve ilkeli bir lider olduğuna inancım tam. Ancak, o koltukta oturduğu müddetçe en büyük kötülüğü yine MHP camiasına yapacaktır. Teşkilatlarda ne bir heyecan var, ne de geleceğe dair bir ümit. Ülkenin ne hale düşeceğini göremeyenler, bu durumu mu görecek? Bizdeki de laf işte! Bu duruma da en çok AK Partililer seviniyor. Şu sıralar ettikleri dua şu; “Allah Bahçeli’yi MHP’nin başından eksik etmesin!” Ne diyelim, Amin…

CHP ise bu seçimlerde oyunu binde beş de olsa arttırmayı başardı. Başarılı olduğu söylenemese de, en azından oy kaybına uğramadı. Şu bir gerçek ki, CHP’nin başında kim olursa olsun alacağı oy oranı bellidir. İsterse Kılıçdaroğlu olsun, isterse Sarıgül. Koalisyon görüşmelerinde ve sonrasında Kılıçdaroğlu tutucu bir politika izledi. Seçim vaatleri de hiç fena değildi. Ancak yetmiyor işte. CHP seçmeninin büyük çoğunluğu, soldaki blok bölünmesin diye CHP’ye oy veriyor. İzmir’deki sonuçlardan bunu daha net görebiliyoruz. Yoksa yapılan hizmete bakılarak oy verilse böyle sonuç alınması mümkün değil. Düşünün, Binali Yıldırım gibi bir proje adamı bile İzmir’de büyük bir farkla seçim kaybedebiliyor. CHP’de de Kılıçdaroğlu’nun istifasını isteyenler mırıldanmaya başlasa da, Kılıçdaroğlu o koltuğa demir attı. Bakmayın “herkes aday olabilir, parti içi demokrasi işletilecek” söylemlerine… O da koltuğunu garanti altına alacak hamleleri yapmış. Karşısına kim çıkarsa çıksın ezer geçer. Önümüzdeki dönemde de CHP’nin Kılıçdaroğlu ile devam edeceğini düşünüyorum. Belki birkaç küçük değişiklik yapılabilir. Anlayacağınız, CHP’de yine eski tas, eski hamam…

Ve HDP… Terör ile arasına mesafe koyamamasının bedelini ödedi. Baraj altında kalarak daha büyük bir tokat yemesini canı gönülden isterdim, ama olmadı. İnşallah bir sonraki seçimlere diyelim. Seçime birkaç gün kala saz çalarak oluşturulmaya çalışılan “cici çocuk” algısı bu kez tutmadı. İstikrar ve güven ortamının yarattığı huzur yeni AK Parti iktidarında tam olarak sağlanırsa, MHP ile birlikte HDP’nin de baraj altında kalması kaçınılmaz olacaktır.

AK Parti ise bu seçimlerden zaferle ayrılan tek parti oldu. Kaybettiği seçmeni geri kazandı, oylarını on puan birden arttırmayı başardı. Aslında AK Parti’nin %60 gibi bir oy potansiyeli mevcut. Bu oran tamamen kendi tutumu ile ilgili olarak değişiyor. Adeta kendisiyle yarışıyor. Yapması gereken şeyler basit; Terörle mücadelede kararlılık… Çözüm süreci yerine “milli birlik ve kardeşlik” projesinin hayata geçirilmesi… Son birkaç aydır başlatılan operasyonların aralıksız sürdürülmesi… Ekonomik istikrarın sağlanması…. Özellikle taşeron işçiler, emekli aylıkları, asgari ücret gibi toplumun büyük kısmını ilgilendiren kısımlarda iyileştirme yapılması… Yollar, havalimanları, tüneller, helikopterler, tanklar elbette olsun ama cebine giren parada artış olmayan vatandaş, kendini kandırılmış hissediyor. Bunu 7 Haziran’da gördük. Bu konuda da bir daha hata yapılmaması gerekiyor. Ve şahsi kanaatimce şu süreçte yapılacak en önemli iş, teşkilatlara balans ayarı verilmesi. AK Parti’nin şişirme teşkilatlara değil, karakterli idarecilere ihtiyacı var. Başbakan’ın “kibir kapımızdan içeri girmeyecek” sözü Çankaya Köşkü ile sınırlı kalmamalı. Tek amacı parti sayesinde şahsi menfaat sağlamak olan bir sürü insan, ne yazık ki teşkilatlarda “görev yapıyor”. AK Parti şemsiyesi altında olmayı nimetten sayıp burnu bir karış havada gezen, kibir içerisinde yüzen sözde teşkilatçılar kesinlikle partiden ayıklanmalı.

İddia ediyorum; dağda tek bir terörist ve teşkilatlarda tek bir hırsız kalmayıncaya kadar mücadele sürsün, AK Parti bir sonraki seçimde %60 ile iktidara gelir!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
eşmeli 2 yıl önce

chp bu kafayla giderse ak parti iktidardan inmaz.