Bir yıl öncesine kadar “kurudu-kuruyacak” tartışmasıyla gündemde olan Sapanca Gölü, bugün bambaşka bir özelliği ile konuşuluyor.

Yoğun kar yağışının ardından beklenen yağmurların da yağmasıyla göl dolup taşmıştı.
Şimdi ise Sukay Park Tesisleri’nden dolayı yetkililerce temizlenen gölün etrafında açan nilüferler görüntüsüyle herkesi büyülüyor.
Gölün dolması ve temiz görüntüsü müthiş derecede sevindirici haberler elbette.
Ancak yağmur ve karın rahmeti olmasaydı bugün gölün kuruduğuna şahit olabilirdik.
Çünkü bu konunun ciddiyetinin henüz farkında değiliz. Gölün selameti açısından atılması gereken adımları bir türlü atamıyoruz.
Gölü besleyen kaynakları kontrolsüzce kullanmaya devam ediyoruz.
Yağışların bir kez daha bu kadar bereketli olmayabileceğini hesaba katmıyoruz.
Bu konuda bakanlık harekete geçti ancak bir türlü yol alınamadı.
Kışa giriyor olmanın verdiği rehavetle, göl ile ilgili çalışmaları yarım bırakırsak, tehlike çanları yine çalacaktır. Bakmayın gölün bugünkü dopdolu haline.
İnsanoğlunun para kazanma hırsına ve umursamazlığına bugüne kadar kim karşı durabilmiş ki, şimdi bu göl durabilsin? Eğitimciler, uzmanlar, sivil toplum kuruluşları, il ve ilçe belediyeleri, valilik…

Her birinin katkısıyla, göl için kurulacak ortak bir platform aracılığıyla yapılacak çalıştaylar, sunulacak çözüm önerileri, çıkarılacak sonuçlar ve alınacak önlemleri belirlemek ve uygulamak çok da zor olmasa gerek.

Yalnızca anlıyorum ki, henüz kimsenin önceliği bu değil.

Fakat ısrarla tekrar ediyorum; gereken önlemler alınmazsa Sapanca Gölü bir gün kuruyacak!
İşte o gün ahlayıp vahlamanın da hiçbir faydası olmayacak…

 

Sağlam altyapı

Sel gibi büyük bir afetle ilk kez yüz yüze geldiğimiz Kartepe’de, altyapının ne denli önemli olduğunu bu sayede hepimiz daha iyi kavradık.

Uzunçiftlik, Eşme, Acısu başta olmak üzere ilçe genelinde ortaya çıkan görüntüler hafızamızdaki tazeliğini hâlâ koruyor.
Yüzlerce vatandaş selden zarar gördü, insanlar evlerinden iş makineleriyle çıkartıldı.
O günlerde altyapının yetersiz olduğu tartışmalarına şahitlik ettik hep.
İlk yaşanan selden sonra alınan önlemlerin yetersizliği dolayısıyla, ilçe ikinci bir felaketle daha karşı karşıya kaldı.
Kimse oturup üçüncü felakati beklememeliydi. Çok şükür ki öyle de oldu.
Yetkililer altyapı çalışmalarına hız verdi, kararlılıkla bu işin peşine düştü.
Çalışmaların başladığını geçtiğimiz haftalarda da yazmıştık.
En kötü senaryonun hesaba katılarak ilerletildiğini gördüğümüz çalışmaları yeniden gündeme almak ve bu vesileyle bu konuda kendini sorumlu gören ve taşın altına elini koyan herkese teşekkür etmek istedim.

İnsan canından önemli olmadığı halde uğrunda büyük enerji harcadığımız işleri değil, vatandaşa yapılan “gerçek” hizmeti görmek, gelecek adına umut verici olabiliyor.
 

Siyasi erdem ve etik kurulu

AK Parti’de geçtiğimiz hafta olağan kongre yapıldı. Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun yeniden genel başkan seçildiği toplantıda, “kurucu değerlere dönüş” kavramına vurgu yapıldı.

Başbakan Davutoğlu, oyların düşüş nedenini araştırdıklarını partililerle paylaştı.
Bu konuda anket de yaptırdıklarını söyleyen Davutoğlu, iki önemli detaya dikkat çekti:
“Kibir” ve “şatafat”… Davutoğlu’nun -şahsi kanaatimce de doğru olan- bu tespiti dile getirmesi çok önemliydi. Neden mi? Partide her mevkide görebileceğimiz kimi yöneticiler uzun zamandır tekebbür içindeydi. Görkemli görüntüler, partiyi geçim kaynağı olarak görenler herkesçe eleştiriliyordu zaten.
Tüm bunları partinin genel başkanının da görmesi ve özeleştiri yapması, yüreklere bir nebze de olsa su serpti. Bu konuda gerekenlerin yapılması için “Siyasi Erdem ve Etik Kurulu”nu oluşturduklarını ifade etti.
Bu kurulun tam olarak nasıl işleyeceği henüz muamma.
Öngördüğüm kadarıyla, gerek partililerden gerekse vatandaştan, parti yöneticileri hakkında yapılacak şikayetler bu kurulca araştırılacak. Kibirlenen, şatafatlı görüntü çizen, halktan kopan, mal varlığında artış olan, vatandaşa tepeden bakan partili yöneticiler bu kurulca tespit edilecek.
Fakat bunun tespiti hiç de zor değildi ki...  Asıl sıkıntı buradan sonra başlıyor. Tespit edilen isimlere ne olacak? Şahsi isteğimi söyleyeyim…

Bu isimlere öyle cezalar verilsin ki, parti sayesinde bir yere gelen hiç kimse kerameti kendinde sanmasın. Kimse kendini partinin üstünde görme gafletinde bulunmasın.

“Kurucu değerler” neydi, kitleler yıllarca hangi ahlaklı siyasetin peşinden gitti, hatırlansın.

Sözün kısası; oluşturulan bu kurul devreye girerse, parti adına da ülke adına da hayırlı bir iş yapılmış olacağı kanaatindeyim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
vatandaş 2 yıl önce

bazi eski belediye başkanlari trilyonluk mekanlari çaliştiriyor bazi ilçe başkanlarida hiç bir mesai yapmadan yağlı ortaklıklarla lux icinde yasiyor. bunlari arastirsinlar. kim rte nin uzerinden onunbyarattigi siyasi rüzgari arkasina alarak pis işlere girdiyse iki yakasi bir araya gelmesin inşllah. çesitli siyasi görevlere seçilipte halkin sikintisi yerine kendi menfaatini düsünen kil varsa onlarada hakkimiz haram olsun. ö bür dünyada kul hakkinin karsiligini ödesinler inşallah.