Geçtiğimiz günlerde elime geçen bir anket sonuçları oldukça dikkatimi çekti. Türk insanının ne kadarının Müslüman olduğu sorusunun arandığı bu anket gündemde de hayli yer buldu kendine. Bizim bildiğimiz yüzde 99’u Müslüman bir toplumuz ama araştırmalar hiç de öyle söylemiyor. Yapılan anketlere göre;

“Allah’ın varlığına inanıyorum” diyenlerin oranı yüzde 86, “Allah’a inanıyorum ama bize karışacağını düşünmüyorum” diyenlerin oranı yüzde 4,

“Allah’a inanmıyorum” diyenlerin oranı yüzde 4,

“Ne inanıyorum ne inanmıyorum” diyen kesimin oranı ise yüzde 4.

İşin daha da ilginç yanı ise Allah’a inanmakla her şey bitmiyor. İman etmeden Müslüman olunamayacağına göre, Allah’a inanıp imanın şartlarından biri veya birkaçına inanmayan kesim de var. Örneğin;

“Meleklere inanıyorum” diyenler yüzde 75, “inanmıyorum” diyenler yüzde 15. Kararsız kalan yüzde 10’luk da bir kesim var.

Kur'an'ın vahiy olduğuna inanlar yüzde 76 iken, inanmayanların oranı yüzde 14, kararsızlar ise yüzde 10.

Ahirete inananlar yüzde 73 iken, inanmayanların oranı yüzde 10.

Ankete dair sorular bu şekilde uzayıp devam ediyor. Bu oranlarda en büyük pay sahibi gençlerin verdiği cevaplar olmuş. Yıllardır “yüzde 99’u Müslüman bir toplumda yaşıyoruz” diye kendimizi kandırmışız. İnanç zafiyeti yaşayan bir topluma doğru hızla ilerliyoruz. Öncelikle şu “yüzde 99’u müslüman” gibi nicel kalıplardan sıyrılmamız gerekiyor. Gerçeklerle yüzleşelim ve gençliği “inanç” denen olguyla nasıl bir araya getirebiliriz onları düşünelim.

Denize girmek de para!

Kışın Kartepe’de karın keyfini yaşayamayan vatandaşımız, yazın da denizin tadına varamıyor. Hatırlarsanız zirveye bir çıkayım dolaşayım dediğinizde kafadan 100 liranız gidiyor diye hesap yapmıştık. Benzer bir durum da şimdi Kandıra’da var. Şezlong ve otopark ücretlerinin astronomik rakamlarda olması oldukça tepki çekiyor. Kumsal temiz, tuvaletler hijyenik, deniz pırıl pırıl… Çok önemli olan bu hizmetler elbette alkışı hak ediyor ama fiyatları neden pahalı? Kumsallar özelleştirilmiş olsa bir nebze anlayacağım ama bildiğim kadarıyla büyükşehir belediyesi işletiyor. Ailece denize gitmeye karar verseniz, şezlong ve otopark için en az 100 lira ayırmanız gerekiyor. Yol, yeme-içme hariç… Tatile gitme imkanı olmayan, civar yerlerde yaşayan vatandaş için yine külfet. En azından yarı yarıya düşürülmesi gerekiyor bu fiyatların. Sahillerden ve yapılan hizmetlerden daha fazla insanımız faydalansın istiyorsak, fiyat konusunda iyileştirme yapılması gerekiyor.

İlhan Bayram doğru tercih

Büyükşehir Belediyesi’nde Tahir Büyükakın’dan boşalan koltuğa İSU Genel Müdürü İlhan Bayram getirildi. Kenti karış karış tanıyan ve uzun yıllardır İSU’da genel müdürlük yapan Bayram, çalışkan ve risk almaktan kaçınmayan yapısıyla biliniyor. Birçok projenin hayata

geçirilmesinde ciddi emeği olan Bayram’ın, interaktif bir yönetim anlayışını benimsediği açıkça görülüyor. Yani sorunu tespit edip çözüm önerisiyle kendisine başvurduğunuzda sorunun çözümü için gereken neyse yapan bir bürokrat. “Bugün git yarın gel” zihniyetinde ya da “bu iş bizim işimiz değil” gibi geçiştiren yöneticilerden değil. Bu atama Kocaeli adına bir kazanç. Temennim, yük olmaktan öteye gitmeyen bürokratların da, hizmet sevdalısı profillerle değiştirilmesi. İşte o zaman Kocaeli hak ettiği yere hızlı adımlarla ulaşacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.