İnsanların yaradılış gayesi amacı nedir, insanlar neden yaratılmışlardır, bu düşünceyi irdelemek ve bunun üzerine kafa yormak gerekiyor, çünkü insanlarımızın çoğu yaradılış sebebini ve gayesini bilmemekte veya bildiklerini günün şartlarına göre değerlendirip sistemin içinde eriyip gitmektedir.

Bizler müslüman olarak, nasıl hareket etmemiz gerekiyor ve bizim neyi ve neleri baz alarak İslam’ i ve insan’ i hareketimizi neye göre şekillendirmemiz gerekiyor bu konuyu çok iyi bilmemiz ve ona göre davranmamız ve İslam’ i yapımızı ona göre şekillendirmemiz bugün için kaçınılmaz bir gerçektir.

Bizim müslüman olarak yaradılış gayemizi ve sebebimizi âlemlerin rabbi olan, şanı çok yüce olan ALLAH’ ın kelamı olan ve biz müslümanlara yol gösteren Kur’an’ı Kerim’ den öğrenmemiz gerekiyor, Zariyat suresinde bir ayet var 56. Ayeti kerime, birlere çok önemli ipuçları vermektedir.

<>Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûn.<>( Zariyat suresi 56. Ayet )

<>Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar, sadece benim sözümü dinlesinler, sadece benim emirlerime itaat etsinler, sadece beni tek otorite olarak tanısınlar, diye yarattım.<>

Kur’an’ daki bu ayet, bizlere sadece ve sadece yüce rabbimize itaat etmemizi ve onun emirlerine karşı sorumlu olduğumuzu bizlere bildirmektedir, dünya hayatındaki yaşantımızın, her dönemi sadece rabbimize itaat ve ibadet ederek geçirilmelidir, âlemlerin rabbi olan ALLAH bütün kâinatı yaratıp ve içindekilerinide yaratıp istediğiniz gibi yaşayın diyerek başıboş bir şekilde bırakmamıştır, nasıl yaşamamız gerektiğini bizlere bildirerek yol göstermiştir.

Şanı yüce olan, ALLAH tarafından yaratılan insan, dünya hayatını, yaratıcısının emirlerine uygun bir şekilde başlayıp bitirmek zorundadır ve bizlere dünya hayatını onun emrine göre yaşayabilmemiz için, biz insanlara peyğamber ve emirleri öğrenebilmemiz için kelamı olan Kur’an’ ı Kerim gönderip bizleri yaşam boyunca kitaba ( İLAHİ EMİRLERE ) bağlı kalarak hayat sürmemizi sağlamıştır.

Müslümanlar sadece kendilerini yaratan ve rızıklandıran kâinatın tek sahibi olan, ALLAH’ ın emirlerine itaat etmek zorundadırlar, rabbimizin emirlerine muhatap olanlar ve onu otorite olarak kabul edenler başına buyruk bir şekilde hayat süremezler.

Müslümanların, yaşamları boyunca, tek olan ilahın ( ALLAH ) emirlerine uygun hayat sürmeleri ve onun emirlerinin dışında, yine ALLAH tarafından yaratılan kullar ( insanlar ) tarafından ortaya konulan ve sadece rabbimizin emirlerine uyulması gereken kuralların insanlar tarafından ortaya konulması ve yasa veya kanun şeklinde sadece rabbimize ait olan konularda insanların kendileri yasa veya kanun yapmaları kendilerini rab yerine koymaları asla kabul edilebilir bir durum değildir, yani rabbimizin emirleri dururken insanların yaptıkları kanunları kabul ederlerse insanlar kendilerine zulüm etmiş olurlar.

Bu çerçeveden baktığımız zaman, TEK OTORİTE, sözüne itibar edilen, emirlerine kesinlikle uyulması gereken, sadece ve sadece yüce rabbimiz vardır, insanların yaşamları boyunca itaat edecekleri tek merci rabbimizdir.

 Rabbimizin emir ve yasaklarını kabul etmeyip, kendi kafalarına göre kanunlar çıkaranlar, rabbimizin emirlerine karşı çıkıp heva ve heveslerine ve şeytani nefislerine göre kanun yapmaya kalkanlar, ahiretlerini karartanlar ve ahiretlerini kaybedenler, ne büyük hata ettiklerini mahşer günü anlayacaklardır.

Rabbimize ait olan ve tek otorite olan yaratıcımız kendi emir ve buyruklarının tutulmasını ve kendisinin tek ilah olarak, tek yaratıcı olarak, tek rızık veren olarak, tek idareci olarak, tek kanun ve yasa koyucu olarak kendisinin tanınmasını ve bilinmesini istemektedir.

Bizler müslüman olarak sadece rabbimizin bizlere bildirdiği kanunlar ve yasalar çerçevesinde hayat ve yaşam sürmek zorundayız, yaratılmış insanların nefislerine uyarak yaptıkları yasa ve kanunlar biz müslümanları ilgilendirmez, biz müslümanlar sadece tek otorite olan rabbimizin emirlerine ( ANAYASA ) sına ( ŞERİAT ) e, uymak zorundayız.

Müslümanlara anayasa olarak ALLAH tarafından ( KUR’ AN İNDİRİLMİŞTİR )  müslümanlar ALLAH’ ın indirmiş olduğu anayasa ile idare edilmek ve istemek zorundadırlar, müslümanların ikinci bir seçeneği yoktur, asla ikinci bir seçenek ortaya konulamaz, yüce yaratıcı varken, onun yarattığı aciz kullar anayasa yapıp müslüman halkı yönetemezler, müslümanların devletini ve müslümanları idare edenler ALLAH’ ın kanunlarından başka bir kanun ile yönetemezler.

Bu açıklamalardan sonra gelelim Türkiye Cumhuriyeti devletine, Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulurken ve bu devleti kuranlar, islam’ a ve müslüman halka savaş ilan ederek kurdular, bütün islam’ i ve insan’ i değerlerimizi ayaklar altına alarak bir savaş başlattılar, kurulan devleti yönetmek için, batılı Hıristiyan devletlerin kanunlarını getirip, müslüman halkımıza dayattılar, Hıristiyan adet, gelenek ve kanunlarını kabul etmeyen müslüman halk, TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ nin o tarihteki yöneticilerinin müslüman halkı katliama maruz bırakarak Anadolu topraklarında 500 bin müslümanı çeşitli zulümlerle şehid ederek kendi küfür ve şirk sistemlerini kurdular.

İslam’ ın yok edilip yerine Hıristiyan vari bir putperest ülke kurdular, geçmişlerini red ederek her tarafa put dikerek dünyanın en büyük putperest ülkesi oldular ve yaptıkları her şeyi Müslümanlık adına yapıyormuş gibi gözükerek müslüman halkı kandırarak kendi putperest anlayışlarını Anadolu topraklarına yerleştirdiler, maalesef kurdukları putperest anlayış hala devam etmektedir, bu putçuluk anlayışına karşı müslümanlar muhakkak yeniden islam’ i bir devlet’e ve yeniden kur’ an’i bir anayasa’ya ve devlet’e kavuşmak istiyorlarsa çalışmalarını hızlandırmak zorundadırlar, çünkü islam topraklarında kan oluk oluk akmaktadır ve müslümanlar ellerini çabuk tutmakla mükelleftirler.

Müslümanlar hiçbir şeye zarar vermeden, islam’ i kimliklerine ve vatanlarına ve devletlerine yeniden kavuşmak zorundadırlar, zaman mücadele zamanıdır, dış güçler müslümanlar ve toprakları üzerinde operasyon yapmaya devam etmektedirler, zaman birlik ve beraberlik zamanıdır.

Müslümanların çeşitli parçalara bölünerek ve birbirlerini kırarak kâfirlerin ve islam düşmanlarının ekmeğine yağ sürerek sadece kendilerini zor durumda bırakmaktadır, artık kendimize gelme zamanıdır, yaptığımız hata ve yanlışlarla rabbimizi gücendirmekten vaz geçelim, sadece rabbimizin emirlerini tutalım ve onun emirlerine sarılalım.

İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI DERNEĞİ GENEL BAŞKANI: ALİ AKBAŞ
ihsd@hotmail.com 05352344479 aliakbasmsn@hotmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.