Matrix; gördüğünü, duyduğunu, tattığını, dokunduğunu ve hissettiğini sandığın şey. Gerçekleri görebilmek için yanıp tutuşan gözlerin önündeki perde, gerçekliğini inkarın delilik sayıldığı bir düş...

Ve özgürleştiren kurtarıcı olarak Morpheus; yunan mitolojisindeki rüya tanrısı(rüya tanrısı gerçeğe çağırıyor biz de yedik(!) )...

Bir dönem sinemalarda çok sayıda izleyici kitlesi bulmuş olan enteresan bir film. Hayatınızı yönlendiremeyeceğinizi savunan efendiye-efendilere baş kaldırı. Duruş, direniş, özgürleşme, omurga, mücadele, zoru seçebilme cesareti ve haykırsın kitleler avazı çıktığı kadar Freedom!...

Önünüze konan iki hap, mavi-kırmızı...

Hapları uzatan aynı kültürün yeni(!) kurmacası ve seçenekleri belirleyemediğiniz sözüm ona özgürleşme fırsatı-şansı...

Toplumsal çözülmenin katalizörü tanrılaştırılan benlik. Hatta azgınlaştırılan...

Kişisel özgürleştirme kamçısıyla birbirinden kopartılan bireyler ve beraberinde çürütülen toplum. Sonrasında devşirilmeye hazır yığınlar ve özgür bireylerden oluşan köleleşmiş toplumlar, beraberinde hiç edilmek istenen millet bilinci, yalan olduğuna inandırılmak istendiğimiz soy asaleti, anlamsız kılınmak-yok edilmek istenen mazi-tarih-kültür-din-ahlak-örf-anane ve bizi biz yapan ne varsa...

Bir mermi-top-füze ufuktan geliyor sinemize, çıktığı yer kapitalizmin kalbi ve hoş geldin matrix felsefesi-dizginlenemeyen özgürlük...

ABD'de, RUSYA'da, ÇİN'de, İNGİLTERE'de, ALMANYA'da, FRANSA'da vs... özgürlük ne durumda, her isteyen senatör ya da başkan olabiliyor mu? , lobilerin gücü mü? - halkın gücü mü? baskın, para orada da mı konuşuyor ya da bizzat mı konuşturuyor birilerini?, özgürlük heykelinin kendisi karşılasada kıtaya gelenleri bir haddini bil durumu yok mu sizce?...

11 yıl Akif gibi anlamak için Mısır da, Nazım gibi Rusya da mı kalmak lazım kıymet bilmek için...

Kendi milletini ya da devletini küçük görmek veya aşağılamak kırmızı hap mı oldu dersiniz?

Akvaryumdan çıkma fırsatı verdiklerini savunanlar soluğumuzu kesmek istiyor olmasın sakın?

Arzulanan; özgürleştirilen(!) bireyler sayesinde oluşturulan çok seslilikle farklı farklı kutuplaşmalara götürerek bu kutuplaşmalar sayesinde derin ayrışmalar oluşturup sonu gelmez çatışmalar çıkartılmak olmasın?

Emperyalizmin çoğu zaman(!) tetikçisi-propagandacısı olmuş olan Hollywood ile, gerçekten ayağına mı sıkmak istiyor özgür dünyanın temsilcisi? Ne yani canavarın artık kendini yemeye başladığına inanalım mı?

Ortadoğu kan gölüyken, darbelerde parmak izleri afişe olmuşken, terör örgütlerinin ciayey, baaneeedee, fasuba, masuda vs taşeronu olduğu magazin programlarına dahi konu olmuşken, yiyelim mi bize verilen şekerleri?

Bize sunulan iki seçenek dahi zekamızla dalga geçmek ya da asıl niyetin ifşası değil de nedir? İki hap, mavi-kırmızı... Hangisini yutarsan yut sonuçta hapı yutmuş olmayacak mısın?(!)

Sunulan seçeneklerden tercih yapmak seçenekleri hazırlayanların istediklerini yapmak değildir de nedir?

Sizce artık seçeneklerden tercih yapma hazırcılığından ve ahmaklığından kurtulup kendi yolumuzu çizmenin vakti gelmedi mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
bir dost 4 yıl önce

güzel bir bakış açısı, çok başarılı bir yazı