Maşukiye’den çıkan sese kulak verilmeli

Türkiye’de hali hazırda 5 bin civarı taş ocağı tesisi var.

Bunlara ilave olarak 20 bin tane de ruhsat almayı bekleyen başvurular var.

Bu rakamları büyüyen ve gelişen Türkiye olarak görmekle birlikte olası çevre felaketlerinin öncüsü olarak ta görmek mümkün.

Son yıllarda bu taş ocakları meselesi ilimizinde başlıca önem arz eden konularının başında yer alıyor.

Bilindiği gibi hemen her ilçeye bir veya birkaç tane taş ocağı yapımı söz konusu.

Buna mukabil olarak o bölgede yaşayanların haklı tepkileri var.

Bunlardan birisi de Maşukiye’ye yapılması planlanan kireç ocağı tesisi.

Ankaralı bir firma devletten tüm izinleri alarak Maşukiye Soğuksu Mahallesi’ne kireç ocağı tesis yapmaya karar verdi malum.

Üstelik kısa adı Çevre Etki Değerlendirmesi olan (ÇED) raporunu bölge halkına anlatıp ikna etmek istediler fakat halkın sert tepkisi karşısında açıklama yapamadılar.

Bu raporun özelliği yapılacak tesisin çevreye olumsuz etkilerinin orta ve uzun vadede olmayacağını resmi olarak ispatlamaktır.

‘Dağa, taşa, ormana, suya hiçbir zararımız dokunmayacaktır. Ahada işte belgesi!’ şeklinde tanımlanabilir.

Fakat STK’lar ve bölge halkı konuya oldukça hassaslar.

Nasıl olmasınlar ki?

Kocaeli’nin bir numaralı turizm bölgesinde böyle bir tesisin varlığı demek sadece çevre kirliliği değil, gürültü kirliliği, hava kirliliği, artık kirliliği, ormanların zamanla talan edilmesi, su kaynaklarının tahrip edilmesi anlamına da gelir.

Nitekim burası gibi kıymetli bölgelere yapılan uygulamalarda ortada. Halkın tepkisi de aynı şekilde.

Evet bu tür felaketlerin olmayacağına dair kanıtlar sunmak kağıt üzerinde pekala mümkün.

Ne var ki uygulamada öyle olmadığı biliniyor.

Kaldı ki neden Maşukiye diye sormak gerekir.

Alt tarafı çıkartılacak olan kireç taşı. Altın değil, yakut değil!

Memleketin bunca boşta dağı taşı varken neden bu bölge.

Maşukiye demek en başta temiz hava demek. Diğer tüm güzellikler ise bunun türevleri.

Soğuksu Mahallesi Muhtarı ve Maşukiye halkını bir kenara koyarsak.

Konuya duyarsız kalmayan, Kartepe coğrafyasının  gerçekten zarar göreceğini düşünen tüm yetkililere bir bölge insanı olarak teşekkür etmek istiyorum.

Bu olay sadece Maşukiyeliler’in veya konuya duyarlı STK’ların değil, siyasetçilerinde gündeminde yer almalı.

Görünen ilk raundu Maşukiyeliler’in kazandığı yönünde.

Fakat arkalarında siyasi desteği saylayamamış bir mücadele kolay kolay kazanılamaz prensibinden hareketle korkum ikinci raundu kazanacakları yönünde.

Başta Maşukiyeli olan AK Parti İlçe Başkanı Hasan Kandaz’ın konuyu sahiplenmesi ve kamuoyunda sesinin gür çıkması elzemdir.

Ki Sayın Kandaz’ın son dönemde çevre sorunları ile verdiği açıklamalar büyük takdir topladı.

Fakat devamı da gelmeli. Aksi halde bu açıklamaların pek kıymeti olmaz.

Yine aynı şekilde bölge insanı olan AK Parti Milletvekili Sibel Gönül ile SP İl Başkanı Sinan Ejderoğlu’da konuya hassasiyetle yaklaşmalılar.

Seslerini daha bir gür, ifadelerini daha bir keskin olarak belirtmeliler.

Kim olursa olsun göz göre göre Kartepe’nin altını oymalarına göz yumulmamalı.

Bunun zararını hem gelecek kuşakların hem de Kartepe’nin göreceği asla unutulmamalı.

Makaleyi Kocaeli Gazetesi'nde okumak için tıklayın

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ismet 5 yıl önce

Biz her zaman işçinin ve ezilen halkın yanında olmuşuzdur. Olmayada devam edicez.Taş ocaklarında çalışan işçi kardeşlerimizin haklarını sonuna kadar savunucaz. Böyle önemli bir konuyu ele aldığı için TALAT beyi yazısından dolayı kutluyorum.Kendisi Halkın sesidir.

Avatar
fatih 5 yıl önce

madem bu denli sorunları ele alıp. halkın sesi olma yolunda akp paslaşmalarıyla ilerleyen TALAT beye soruyorum. Şu maşukiye yolu üzerinde ruhsatsız olarak inşaatına başlanan ve harfiyat çalışmalarının hızla sürdüğü fabrika inşaatınıda bi ele alabilirmisiniz. Hani aslen maşukiyeli olan hasan kandaz bey ve gurupları bu konu hakkında bi açıklama yapmıyorlarda. En büyük çevre felaketi bu olsa gerek.

Avatar
muhammed salih 5 yıl önce

masukiye cennwet gibi yee.bu ozelligi kaubedeesek yazik olur.konu cok gizel ilce baskanimizin ve buyuklerimizin bu konua herekli calismalari yaapacaklarini dusunuyom