Kurban ve Cumhuriyet…

Biri dini biri milli bayramımız.

Biri dünyevi biri uhrevi.

Biri tüm insanlığı vahşetten kurtardı diğeri büyük bir milleti esaretten.

Biri insan yerine hayvanı diğeri köle yerine vatandaşlığı getirdi.

İkiside bizim. Etle kemik gibi.

İkisinide tam manasıyla kutluyormuyuz.Tabiikide hayır.

Herşeyde olduğu gibi bunların da içini boşalttık.

Anlamsızlaştırdık itibarsızlaştırdık.

Birini durumu olanların et stoku yaptığı bayrama, diğerinide aslından kopartıp üst düzey devlet görevlilerin kutlama partisine çevirdik.

Şeklen var olan fakat ruhunu teslim etmiş bayramlar kutluyoruz yıllardır.

Tatil planlarının aracı haline getirdik.

Özünden uzaklaşmak bu değilse nedir?

Bayramların aynı zamanda sembolik değerlerin yanında insani vasıflarıda öne çıkardığına inanıyorduk.

Kaldımı peki?

Yukarıdan aşağıya bakalım isterseniz.

Cumhuriyeti temsil eden Cumhurbaşkanı bir resepsiyon veriyor.

Bu yılki resepsiyona kadar kıldan tüyden sebeplerle katılmıyorlardı bazı zevatlar.

Şimdilerde herkes katılacakmış.

Çok güzel.Yıllardır süre gelen anlamsız çekişmelerden kurutuluruz böylelikle.

Her şey olması gerektiği gibi ilerliyor.

Peki aşağıda durum nedir.

Bizim köyde durumlar maalesef hiçte iyi değil!

Bizim Cumhurbaşkanını takan yok!

Ben Başbakanım, benim adım Cemil! Tarzı diretmeler devam ediyor.

Üstelik toplumca en sakin döneme ihtiyaç duyulan bir dönemde oluyor bunlar.

İçimizde ki nefsani arzulara bir gem vursak ne olurdu sanki? Fena mı olurdu?

Bu ikili görüntülerin vicdanlarda hiç bir karşılığı yok ken bu kin niye?

Bu hareketler ne içinde bulunduğumuz bayramın nede yarın kutlayacağımız bayramın ruhuna yakışıyor.

İnsanımızın arasına nifak sokmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürüyoruz böylelikle.

Başka bir şey olmuyor.Fakat yazıkta oluyor…

+++++++++++++++++++++

18 yaşında vekil olan…

Öyle ya emir büyük yerden.

Başbakanımız 18 yaşında vekil olunabilsin diyor.

Fatih o yaşlarda çağ atıp çağ kapatmamışmıydı.

Pekala meclisede girebilirler o zaman deniliyor.

Gerçi Fatih’in o yaşa kadar aldığı eğitimi bugün yeryüzünde kaç insan alıyor bilmiyorum.

Fatih’in altı yedi dil bildiğini söylüyor tarihçiler.

Kaldı ki şimdiki  18’lik gençler nereden bilecek.

Hadi diyelim bir iki dil biliyorlar.

Devletin ve milletin ne tür sorunları var kaç genç biliyor?

Bugün siyasi partilerin gençlik teşkilatlarında bile otuzlu yaşlarda insanlar var.

Kaç tanesinde 18 yaşında insanlar var?

Gençlik teşkilatlarını bu yaştakilere emanet etmeyenler koca devletin yükünü bunların sırtına verecekler.

Her neyse dönelim konuya.

Öyle ya 18 yaşında 75 milyonun sorumluğunu alan gençler diğer bazı sorumlukları da pekala alabilirler.

Mesela yüz binlik bir ilçeye Belediye Başkan adayı gösterilebilirler!

Meclis üyelikleri, muhtarlıklar aklınıza ne geliyorsa da cabası.

Herkes çevresine bir bakınsın. Var mı böyle birisi?

Ne yalan söyleyeyim bırakın muhtarlığı, azalığını bile yapacak o yaşta birisini bulmak çok zor!

Hasan ALTINKAYA
hasan.altinkaya@hotmail.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.