Kör Görmüyor Diye Kim İnanır Güneşin Olmadığına

Şafaktan ümidini kesip karanlığa mahkûm olduğuna inanan biri, " sen vardın da ya Rabbi ben yine de pes ettim" demiş olmuyor mu? "Böyle gelmiş böyle gider" diyenlerin kendi karamsarlıklarını- ümitsizliklerini bulaşıcı hastalık misali etrafa yaymaları, çözümün değil de çözümsüzlüğün parçaları olmaları anlamına gelmiyor mu? 

"Bu gidişin sonu cehennem, hüsran veya rezillik" mealinde cümleler kuranların söylemek istediği, " biz denedik olmadı boşuna denemeyin " demek değildir de nedir?

" Ey! arkadan gelenler, gelmenize gerek yok çünkü biz bu savaşı verdik ve kaybettik, ömrünüzü boşu boşuna israf etmeyin" diyenler ," Eyyüb-el  Ensari gibi mübarek bir  Allah dostuna İstanbul'un fethi nasip olmadı da bana mı nasip olacak" demeyen Fatih'i ukalalık ile suçlarlar mı acaba yoksa Fatih deli miydi divane miydi?  

Büyük İskender gibi bir ruh hastası bile (kendini tanrı ilan eden adama başka ne denir ki) "denemekten korkmayanlar için imkansız diye bir şey yoktur" diyebildiği halde ümmeti Muhammed'in çaresizliği kabullenmesi, teslimiyetçiliği, itikat bozukluğundan başka ne ile izah edilebilir acaba?

Çanakkale de, orada-burada, er meydanında, düşmekte olan bir sancağı hemen kapıp koşan yiğide, şehit olmak üzere olan sancaktar-bayraktar, "
kardeş, başaramayız, boşuna ömrünü harcama, pisi pisine ölme! git evine, sarıl çoluğuna çocuğuna, eşine" demiş midir ki şimdinin bayraktarları-sancaktarları, genç beyinleri, zihinleri sözüm ona onlara iyilik yapıyorlarmış gibi teslimiyete davet ediyor, hayatın bir yığın imkansızlıklarla dolu olduğuna inandırmak istiyorlar?

Bir işi başarmak, bir hedefe varmak ya da bir amacı gerçekleştirmek için yola çıkanlar, umduklarına nail olamadıklarında benzer hayaller veya hedefler doğrultusunda sefere çıkanlara, şunu şunu yanlış yaptım- şöyle şöyle yaparsan bu iş olur benzeri telkinlerle, önüne çıkabilecek engeller ve aşabilme yöntemleri noktasında fikir-akıl vermiyorsa, bunun yerine tavırlarıyla-davranışlarıyla ve kulağından habersiz ağzından çıkanlarla bu hayalin gerçekleştirilemeyeceğini ifade ediyorsa ve biz de bu durumu " ben başaramadıysam hiç kimse başaramaz " sloganının perdelenmiş hali olarak algıladığımızda kim, hangi yüzle bizi kınayabilir veya suçlayabilir ki? 

Çakal ruhlu medyalara ne hacet, biz kendimiz olumsuzu algılatıyoruz genç dimağlara hem de  sağdan yanaşan şeytan misali ve utanmadan, yüzümüz kızarmadan " atın iyisine doru yiğidin hasına deli derler " deriz, deriz de dünyayı değiştireceğini söyleyen bir Türk gördüğümüzde - işittiğimizde, "arkadaş sen deli misin, bir kişi dünyayı değiştirebilir mi"  demekten de alamayız kendimizi, delikanlılık  kitabı ( olmayan kitabın olmayan sayfasının olmayan maddesi ) sayfa 9 madde 3 e göre, deli ise bir delikanlı yiğidin hası olması gerekiyorken cesaretinin-kapasitesinin sınırları olanlar için hayalperest-maceraperest olmaktan öteye geçemeyecek olsa da kör görmüyor diye kim inanır güneşin olmadığına...


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.