Bu yıl altıncısı düzenlenen kitap fuarı,  çoğu kitapsever gibi benim açımdan da çok faydalı geçti.

Fuara girdiğim andan itibaren ‘zaman’ kavramı benim için anlamsızlaşıyor.

O kadar hızlı akıyor ki zaman, “daha yarım kalmıştı” diye düşünüyor ve ertesi gün bir saat de olsa mutlaka uğruyorum.

Konusuna hakim farklı cenahlardan birbirinden ünlü yazarları canlı canlı dinlemek ise ayrı bir keyif.

Kafanıza takılanları birebir sorma imkanı sayesinde, daha sağlıklı cevaplar bulabiliyorsunuz kendinize.

Özellikle televizyon ekranlarında dahi yan yana gelemeyecek isimler var ki, fuar sebebiyle üç beş metre arayla kitap imzalıyorlar.

Örneğin; bir tarafta eski Yargıtay Başsavcısı yeni yazar Vural Savaş, az ileride Mustafa Armağan ve İsmet Özel…

Ne kadar güzel bir paylaşım ortamı.

Aynı görüntüleri kitap fuarının her yerinde görmek mümkün.

Bakıyorsunuz arka taraflara; Türk Ocakları, yanında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, onların yanında ise bir dini cemaatin yayınevi ile sadece Kürtçe dergi satan bir yayınevi.

Hepsi yan yana ve birbirlerine karşı ne hakaret var, ne kavga ne de gürültü.

Hal böyle olunca, provokatörlere de iş çıkmıyor.

Çünkü oraya gelenler “kitapsever”. İster istemez bu farklılık hissediliyor.

Gözlemleyebildiğim kadarıyla; çoğu insan görüşlerini beğenmediği yazarın yanından ‘yokmuş’ gibi geçip gidiyor.

Ya da görüşlerini onlarla paylaşarak kendilerince ikna etmeye çalışıyor.

Tesadüf o ki, ne zaman Vural Savaş’ın bulunduğu yayınevinin önünden geçsem, yanında ya bir sakallı beyefendi ya da başörtülü bir kadın…

Ne yalan söyleyeyim, çok dikkatimi çekti.

Ne sesler yükseldi ne de rahatsız edici bir görüntü oldu.

Bir ara gülüştüklerini bile gördüm!

Ne yazık ki, aynı toprakların insanlarının birbirleriyle konuşmaları bile bir yazıya konu olabiliyor.

Fakat yakın geçmişimizi iyi bilenler, bu kurulan cümlelerin önemini daha iyi anlayacaktır.

Demem o ki; kim olursa olsun her görüşün kendini dilediğince ifade edebildiği çok nezih bir ortam var fuarda.

 

Gelgelelim kitap fuarının benim açımdan öyle değerli bir yeri var ki, her sene en fazla orada vakit geçiriyorum.

C salonunda!

Diğer deyişle “sahafçılar cenneti”.

Tarihe tanıklık etmiş asırlık gazete, dergi ve kitaplar ile nostaljik kaset ve plaklar ayrı bir özellik katıyor oraya.

Dün ile bugünü, eski ile yeniyi kıyaslama anlamında çok faydalı ve her zaman en keyif aldığım mekan.

Aslına bakarsanız, oradaki hiçbir şey beni çocukluğumuzun çizgi romanlarını görmek kadar heyecanlandırmadı.

Yaşı ellileri devirmiş bir çok insanın gözlerinde de aynı heyecanı görmek mümkündü.

Bazen de, yaşları bizlerden daha küçük öğrencilerin fuara daha girmeden çıktıklarını görüyorum.

Birkaç yıl sonra fuarlar onlar için de merak edilecek, gidip görülecek, onları kendi çocukluklarına döndürecek bir fırsat olacak şüphesiz.

O bakımdan, geç de olsa ilimize kazandırılan bu kitap fuarı, geleceğe her anlamda sağlam tutunmamız bakımından çok faydalı bir dünya.

Hâlâ gitmediyseniz, bir gününüzü muhakkak fuara ayırın.

İnanın hiçbir şey kaybetmeyecek, düşündüğünüzden çok daha fazla şey kazanmış olarak döneceksiniz.

*************************************************

Sevdiğim Sözler

“Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız” Konfüçyüs

Yazıyı Kocaeli Gazetesi'nden okumak için tıklayın
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
melek 3 yıl önce

en büyük eksiğimiz okumamak. sürekli konuşuyoruz ama hiçbir şey bilmiyoruz. alışveriş merkezleri her gün ağzına kadar dolup taşarken, kitapçılar bir bir kapanıyor. "kitap pahalı" bahanesi işlemiyor yani artık. daha çocuğunu alıp kütüphaneye giden hiçbir ebeveyn tanımadım etrafımda. "kitap oku çocuğum" diyen anne-babanın elinde çocuk bir kez bile kitap görmezse, o çocuk kitap falan okumaz. kitap alışkanlığı ailede başlar. bu tip fuarlar, sahaf müzayedeleri, okuma etkinlikleri ise bu alışkanlığı zevkli ve devamlı hale getirir. okulların ders saatinde öğrencileri geziye gider gibi fuara götürmesini de çok faydalı buluyorum. dikkat çektiğiniz bu konuyu çok önemsiyor, genel olarak fuarlarla ve kocaeli kitap fuarı'yla ilgili değindiğiniz tespitlere gönülden katılıyorum.