KATİL İSRAİL’ İN TANINMASI

Kemalist, ingiliz işbirlikçisi yahudi kökenli Şemsettin Günaltay, 14 Ocak 1949’da sözde Türkiye cumhuriyetinin sözde başbakanı oldu. Kemalist Türkiye Cumhuriyeti'nin 14. Başbakanı sıfatıyla tek parti dönemi yahudilerin kurduğu yahudiye ve israil devletine hizmet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin son hükümet başkanlığına seçilmiştir.

Çok değil 2 ay sonra’ da, işgalci yahudi israil çete devletini tanıyan ilk anlaşmayı sözde Türkiye cumhuriyeti başbakanı olarak o imzaladı. Günaltay'ı, anlaşmayı imzalayacak bu sağduyuya iten kökleri miydi acaba?

Türkiye’nin İsraili Tanıdığına Dair İlk Anlaşma

(Belge No: 03018 0102118 1083, Başbakanlık Devlet Arşivi, (Bk) EK 7, Şubat-1949, Ayın Tarihi Dergisi, Sayı: 183, s.176)

Baskıcı diktatör tek parti döneminin yahudi asıllı Başbakanı Şemsettin Günaltay, katil İsraili tanıyan ilk anlaşmayı 1949 yılında imzalamıştı.

İsraili tanıyan 18.nci hükümetin üyelerini inceleyelim.

Cumhurbaşkanı: İsmet İnönü

Başbakan: Şemsettin Günaltay ( Kendisi yahudidir )

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı: Nihat Erim

Devlet Bakanı: Nurullah Esat Sümer ( Kendisi yahudidir, Selanikli sabetayist asıllıdır. Ayverdi ailesinin yakın akrabasıdır. )

Devlet Bakanı: Cemil Sait Barlas ( Gazeteci-Yazar Mehmet Barlas’ın babasıdır.)

Dışişleri Bakanı: Necmettin Sadık Sadak

Adalet Bakanı: Fuat Sirmen ( CHP milletvekili Sefa Sirmen’in amcasıdır.)

Milli Savunma Bakanı: Hüseyin Hüsnü Çakır

İçişleri Bakanı: Mehmet Emin Erişgil

Maliye Bakanı: İsmail Rüştü Aksal

Milli Eğitim Bakanı: Hasan Tahsin Banguoğlu

Bayındırlık Bakanı: Hasan Şevket Adalan Kendisi yahudidir ( İzmirli sabetayist asıllıdır. Yahudi Erol Simavi’nin akrabasıdır. Adalan’ın kayınvalidesi Erol Simavi’nin teyzesidir.)

Ekonomi ve Tic. Bakanı: Vedat Dicleli Kendisi yahudidir (Ziya Gökalp ve Cahit Sıtkı Tarancı'nın akrabası olur. Pirinççioğlu ailesinin kızları Kadriye Pirinççioğlu ile evlidir. Öge ailesininde akrabasıdır.)

Sağlık Sosyal Yardım Bakanı: Kemali Beyazıt

Gümrük ve Tekel Bakanı: Fazıl Şerafettin Bürge

Tarım Bakanı: Ali Cavit Oral

Ulaştırma Bakanı: Kemal Satır

Çalışma Bakanı: Reşat Şemsettin Sirer Kendisi yahudidir ( Sabetayist asıllıdır. Üsküp eşrafından olan bu aile 1924 mübadelesi ile gelenlerden. Org. Kazım Özalp’in kızı Neriman Özalp Sirer ile evlenmişti. Bu aile Moralı ailesi ile de akrabadır.)

Ticaret Bakanı: Mustafa Münir Birsel Kendisi yahudidir (Sabetayist asıllıdır. Üstad Mason’dur. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Cem. Yayınlarından. Gazeteci Murat Birsel’in büyük amcasıdır. (Gerekli açıklama bkz. Efendi –Soner Yalçın )

Geçmişlerini açıklamadığım Kabinenin diğer üyelerini ileriki çalışmamda belirteceğim. Lakin bu isimler sürprizlerle doludur.

Türkiye yaklaşık bir yıl sonra 9 Mart 1950’de Tel-Aviv’de elçilik açmış, ilk elçisini de 1952 yılında göndermiştir. Türkiye’nin tanıma kararı aldığı İsrail Devleti, 29 Kasım 1947 tarihli kararla sınırları belirlenmiş olan İsrail’di.

Yahudilerin çoğunlukta olduğu böyle bir kabineden işgalci ve çocuk katillerinin, İsrail’in tanınması kararının çıkması bizleri şaşırtmamaktadır..Atalarının 2000 yıldır beklediği özlemin tezahürünü gösterdiler. Olayın ilginç yanı İsraili ilk tanıyan anlaşmanın mimari Günaltay kendisini İslamcı olarak tanıtmasıydı.. sahte İslamcı kimliğini o dönemde, kendinden sonraki İslamcı görünecek yahudilerinde emsalini teşkil etmiştir.

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de 1 Kasım 1949’da TBMM'ni açış nutkunda İsrail konusunda şunları söylüyordu: “Yeni doğan yahudi İsrail devleti ile siyasî münasebetler açılmıştır. Bu devletin Yakın Doğu'da bir barış ve istikrar unsuru olacağını ümit ediyoruz. (Kazım Öztürk, Cumhurbaşkanlarının Türkiye Büyük Millet Meclisini Açış Nutukları, Ak Yayınları., İstanbul-1969, s.415)

İsmet İnönü’nün eşi Mevhibe İnönü’nün ailesi göçmendi. İsmet İnönü’nün annesi Cevriye Hanımda göçmendi. Aralarında hemşerilik bağı vardı. Cevriye hanım Mevhibe hanımı beğendi ve İnönü ile evlendirmişti. 1960’larda İsrailde vazife yapan bir Türk hariciyesinin ifadesine nazaran Mevhibe hanımın kardeşi İsraile yerleşmişti. ( Yesevizade, Yahudilik ve Dönmeler, Araş. Yayınları, İstanbul, s.365 )

 

Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak da 8 Şubat 1949 günü Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte, bu konuya temasla şunları söylüyordu: “İsrail Devleti bir vakiadır. Otuzdan fazla devlet tanımıştır. Arap temsilcileri de İsrail temsilcileriyle konuşmaktadırlar. Türkiye'ye gelince, Uzlaştırma Komisyonunda vazifemizi daha iyi görebilmek için bugünkü durumumuzu değiştirmemeği daha faydalı buluyoruz." (Cumhuriyet, 29 Mart 1949 )

Dışişleri Bakanı'nın bu sözlerinden kısa bir süre sonra, 28 Mart 1949'da Türkiye, CHP’ li başbakan ve kabinesi ile bu yolda karar alan ilk halkı müslüman ülke olarak İsrail'i resmen tanıdı.

 

Eylül 1948'den itibaren çatışmanın yoğunluğunu kaybetmesine paralel olarak CHP’ li sözde Türk hükümeti Filistin'e gideceklere uygulanan seyahat yasağını kaldırdı. Ankara radyosundan yapılan açıklamalarda Türk vatandaşlarının istedikleri ülkeye göç edebilecekleri yönünde yayınlar yapılmaya başlandı. Böylece, İsrail'e göç etmek isteyen Türkiye’deki yahudilerin israil’e taşınmalarının önü açılmış oldu. 1948'in son aylarından itibaren Türkiye ile Yahudi israil çete devleti arasında yapılan işbirliği çerçevesinde binlerce Türkiye’ li yahudi İsrail'e taşındı.

Türkiye işgalci katil İsrail’i tanıyan ilk halkı Müslüman ülke olma özelliğini taşımaktadır. 4 Temmuz 1950’de Modus Vivendi ve Ticaret ve Ödeme antlaşması ile Türkiye-İsrail arasında ilk resmi diplomatik ilişki başlamış oldu. Bu durum, İsrail’in bölgedeki yalnızlığının kırılması açısından çok önemli bir olguydu.

(Belge No: 03018 01123 648, Başbakanlık Devlet Arşivi, Şubat 1949, EK 8)

Modus Vivendi ve Ticaret ve Ödeme Antlaşması

Türkiye, 28 Mart 1949’da İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülke olarak dış politikasını Arapların tepkisine yol açacak biçimde şekillendirmiştir.

4 Temmuz 1950’de Türkiye’nin serbest ekonomiyi destekleyen politikaları sonrasında Türkiye ile İsrail arasında ilk ticaret anlaşması yapılmıştır. ( Ahmet Yavuz, Türkiye Cumhuriyeti’nin Akdettiği Milletlerarası Anlaşmalar, 20 Nisan 1920-1 Kasım 1966, Dışişleri Bakanlığı Yayınları, Ankara 1967, s.152 )

Türkiye İsrail Ödeme anlaşmasının altında dönemin Türk Heyeti Başkanı Fatin Rüştü Zorlu ( Kendisi yahudidir ) vardır.

Fatin Rüştü daha sonra Menderes hükümetinin döneminde Başbakan Yardımcılığı, Devlet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı yapmıştı. Anlaşmanın diğer temsilcisi ise İsrail elçisi Eliahu Sasson’dur.

F.Rüştü Zorlu 1933 yılında Atatürk'ün de hazır bulunduğu nikâhla dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın kızı Emel Hanım'la evlendi. (Soner Yalçın, Efendi - Beyaz Türklerin Büyük Sırrı, Doğan Kitapçılık, İstanbul, 2007, s.368)

(Belge No: 03018 01123 648, Başbakanlık Devlet Arşivi, Temmuz 1950, Dosya: 172)

Görüşmelerde siyasi, ekonomik ve askeri konularda işbirliği yapılması isteğine karşılık, asıl amaç istihbarat alanında düzenli bilgi akışının yürütülmesi olmuştur. Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerinde kontrollü bir politika takip etmesinin nedeni, Sovyetler Birliği’nin İsrail Devleti’nin kurulmasını desteklemesi ve Sovyetlerden işgalci katil İsrail’e önemli miktarda Yahudi göçmenin gelmesi olmuştur.

Gelelim Menderes hükümetine. Adnan Menderes kabinesi katil yahudi israil çete devleti ile ilişkileri ilk derinleştiren isimdi.

Menderes-Bayar ikilisinin başında olduğu Demokrat Parti’de Yahudilerin yoğunluğu bilinen bir gerçekti. O dönem Fatin Rüştü Zorlu İsrail elçisi Eliyahu Sasson ile düzenli görüşmeler yapıyordu. The Guardian gazetesinin 1984 yılından bu yana Tel-Aviv muhabirliğini yapan Ian Black’in yazdığı İsrael’s Secret Wars: A History of Israel’s Intelligence Services (İsrail’in Gizli Savaşları: İsrail Gizli Servisleri’nin Tarihi) adlı kitap Sasson-Zorlu (Zurlu) gizli görüşmelerini açığa çıkarmıştı. Sasson Mossad casusuydu ve Ankara’yı İsrail’in istihbarat merkezi yapmıştı. Menderes Hükümeti ile İsrail arasındaki gizli ilişkiler bu kitapta ilk ortaya çıkmıştı. ( Ian Black, İsrael’s Secret Wars: A History of Israel’s Intelligence Services (İsrail’in Gizli Savaşları: İsrail Gizli Servisleri’nin Tarihi), Grove Press, Newyork-1992, p. 81-187 )

1958 yılında imzalanan Türk-İsrail anlaşması Ortadoğu ve bölge dengeleri açısından büyük önem arz etmektedir. İsrail Başbakanı David Ben Gurion ile Başbakan Adnan Menderes arasında 29 Ağustos 1958 tarihli 'gizli zirvenin' ardından imzalanan anlaşmayı çok az kişi gördü. Sadece 10 kişilik üst düzey askeri ve sivil yönetici anlaşmadan haberdar edildiği anlaşma bugüne kadar Türk kamuoyundan sürekli olarak saklandı. Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) hala böyle bir anlaşma olmadığını savundu. Buna karşın İsrail Milli ve Askeri arşivlerinde bu anlaşmaya ilişkin çok sayıdaki arşiv belgesi bulunuyor. Anlaşmaya İlişkin ilk detaylar 1979'da Tahran'daki ABD Büyükelçiliği baskınında ele geçirildi. Evraklarda Türk istihbarat teşkilatı MAH (MİT'in eski adı), İran istihbarat teşkilatı SAVAK ve İsrail istihbarat teşkilatı MOSSAD arasında 1958 yılında 'Trident' adı verilen bir işbirliği anlaşması imzalandığını ortaya çıktı.

Türkiye ile İsrail arasında 23 Şubat 1996 tarihinde Askeri Eğitim İşbirliği anlaşmaşı Çiller hükümeti döneminde imzalanmıştı.
Türkiye – İsrail ilişkilerine en büyük tepkiyi İslami kesim göstermişti. Bu kesimin özellikle Filistin’e karşı besledikleri sempati bu görüşü daha da kuvvetlendirmiştir. Özellikle İslami basında yer alan birçok haberde iki ülke ilişkileri tenkit edilmiş ve Türkiye’nin Ortadoğu’da İsrail’le değil müslümanlarla İşbirliğine gitmesi gerektiği yorumları yer almıştı. 1996 – 1997 yılları arasında Başbakanlık yapmış ve bu kesimin öncüsü olan Refah Partisi lideri Necmettin Erbakan’da iktidara gelmeden önce benzer söylemleri dile getirmiştir. Erbakan daha da ileri giderek Türkiye’nin hem Yahudilerle hem de Batı ile olan ilişkilerini eleştirmiş ve İslam ülkeleri ile her alanda bütünleşmeyi savunmuştur.


Genel Kurmay ikinci başkanı Yahudi asıllı Çevik Bir, “Türkiye ve İsrail bölgenin iki demokratik ülkesidir ve biz bölgeye demokrasilerin nasıl beraber çalışabileceğini göstermeliyiz” diyerek İsrail’e yönelik yakın ilginin altını çizmişti.


( İHSD ) İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI DERNEĞİ

GENEL BAŞKAN: ALİ AKBAŞ.
ihsd@hotmail.com 05352344479 aliakbasmsn@hotmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
zaman ve bugüne üye bir şahıs 3 yıl önce

ilk önce sen kendini tanıt.

Avatar
ali akbaş @zaman ve bugüne üye bir şahıs 3 yıl önce

oğlum sen ne işsin yorum dahi yazmasını bilmiyorsun sana ne demeli bilmemki

Avatar
@zaman ve bugüne üye bir şahıs @ali akbaş 3 yıl önce

oğlum mu acıyorum haline yazık yazık

Avatar
recep kurşun 3 yıl önce

allah razı olsun ali bey.sizin gibi cesur insanlar oldukça kemalistlerin gerçek yüzleri ortaya çıkıyor.bizlere bu ortamı sunanlardanda allah razı olsun başarılar