İslam ve Modern Türkiye

Bundan on yıl öncesi Türkiye'ye baktığımızda, hatta üç-beş yıl evvel ki Türkiye'yi  kıyaslayacak olursak,  günümüz Türkiyesi'nde değişimi ve uluslararası potansiyelini açık seçik  görebiliriz.

Küresel oyuncular, Türkiye'nin abd'deki imajını ve onun bölgedeki diğer Amerikan müttefiki İsrail ile ilişkilerini dizayn etmeye çalışırken, onların içerideki uzantıları da bulabildikleri her türlü enstrümanı kullanmaktan çekinmiyorlar.

Ak Parti iktidarıyla birlikte şekillenen ve uluslararası düzeyde takdir edilen ekonomik başarının gölgelenmesi çabalarının ilk maddesine, kuşkusuz laik kültür-İslami kültür  cepheleşmesini ekleyebilirsiniz.

Aslına bakarsanız bu cepheleşmenin odağında baş örtüsü var.  Siyasal İslam'ın Türkiye'de sürekli büyümesi, karşı tarafı düşüncesizce ve dengesiz bir biçimde engel olma arayışlarına sürüklerken, öyle görülüyor ki, 1925' te yasaklanan Fes gibi, bu işi de basit bir yasakla çözeceklerini sanıyorlar dı.

Herşeye rağmen Türkiye'nin ortaya koyduğu sert ama bir o kadar da sabıra dayalı gücü, içeride istikrar adına zirve yaparken, Uluslararası arenada ve özellikle  Ortadoğu'da hakim güç olması yolunda hızla ilerliyor.

İslam ve Modern Türkiye, "Yeni Türkiye" sloganıyla şekillenirken, küresel ekonomi ve demokrasiye katılımın ise bir çok açıdan bir birleriyle bağdaştığını görüyoruz.

Basit bir gözlem yapıp  İstanbul'un cadde ve sokaklarında gezdiğinizde, Türkiye'deki siyasi yelpazeyi caddelerdeki çok farklı kostümlerde ve giyinip kuşanmış bakımlı insanlar üzerinde görebilirsiniz. Başörtülü ve tesettürlü dindar kadınlar, "İslami" olduğu hemen belli olan bıyık bırakmış erkekler,  sanki Berlin ya da Paris'te yaşıyormuş gibi giyinen laikler.

Ben buna, AK Parti'nin İslam ve moderniteyi uzlaştırma projesi  diyorum.

İşte bu noktada Türkiye, bu işi nihai olarak çözümleyebilirse düşünün ki, İslam dünyasını 21. yüzyıla hazırlayan lider ülke olacaktır.  Bu açıdan bakıldığında, Yeni Türkiye'nin Avrupa ve özellikle Abd için sunacağı fırsat, vaatler, tehdit/tehlike işte bu noktada anlam bulacaktır.

Kısa bir zaman evvel Türkiye' nin İran ve Suriye ile ilgili geliştirdiği siyaseti hatırlarsanız , "Şer Eksenine"  katılma girişimi diye yer gök inletilmişti, başka bazı küresel oyuncular bunu, "İran'ın bölgedeki nüfuzunu etkisizleştirme çabası " olarak görme adına yayınlar yapmışlardı.

Oysa Türkiye'nin İslami değerlere dayalı, demokrasi ve serbest ticaret gibi modern dünya gerçeklerine uygun bir model oluşturduğunu göremediler bile.

Bu gün İran ile yapılan nükleer program antlaşmasının, geçmişte Türkiye'nin ortaya koyduğu söylemler ile bire bir örtüşüyor olması, İsrail'in  BM İnsan Hakları Konseyi'nin"Evrensel Periyodik İnceleme" raporu ile işgal altındaki Filistin ve Arap topraklarından çekilmesi talebi de, Türkiye'nin Ortadoğu üzerindeki tecrübesini açıkça ortaya koymaktadır.

Siz bakmayın kuşandığı zırh'ın arkasına saklanıp havlayan bazı yaratıklara,  ülkemizin asıl  gerçeği, İstanbul sokaklarında karşımıza çıkan  tablo kadar iç içedir.

Osmanlı'nın üzerine yüklediği İslami mirası yeniden talep eden, modern ve küresel ekonomiyle bütünleşip ve ona yön veren,  İslami kültür ile diğer kültürleri küresel ekonomiyle bezeyip "Yeni Türkiye" olgusunu göz ardı etmek, içte ve dıştaki aktörlerin yapabileceği en büyük hata olacaktır.

Yeni Türkiye'nin ortaya koyduğu bu misyon, İslam ile siyasi ve ekonomik gelişmişliği bir arada uygulamayı başardığında, İslam aleminin geri kalanını da bu sentezi yapmaya yönlendireceği aşikardır.

Türkiye'nin, hukukun üstünlüğüne saygı duyulan ve aynı zamanda çoğunluğu Müslüman olan, geçmiş tarihine sahip çıkan devlet geleneğine baktığınız  zaman, sadece kendi etrafında değil dünya'da da karşılıklı anlayışın, istikrarın ve barışın şekillenmesinde kritik bir rol oynadığını görmezden gelmek, sadece küçük beyinlerin işidir.

Bu ülkenin ekmeğini yiyip, sadece kendi menfaat ve ekonomik kazançları peşinde koşup, Türkiye'nin küresel düşmanlarının değirmenine su taşıyanlar, onların avukatlığına soyunup, kan ve gözyaşından beslenen yalancılardır.

İnsanlar yalan üretirler ancak, yalanlara cevap vermek zor olur.

Esenlikler Diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
arif tutam 4 yıl önce

ahmet reis baydın bizi ya.biraz in aşağılara anlamayız biz uluslararası plitikadan filan )) bize kocaeli yeter

Avatar
ALİ MÜRTEZA 4 yıl önce

1-Sayın Ahmet bey yazılarınızı okuyorum Kartepe gündemini iyi takip ettiğiniz aşikâr. Yalnız bugünkü yazınıza kendi görüşlerim çerçevesinde bazı tespitler yapmak istiyorum. On yıl önceki Türkiye ile günümüz Türkiyesi elbette aynı yerde değil. Kainatta duran hiçbir şey yoktur duran sandığımız dağlar ve onu meydana getiren atomlar hep hareket halindedir. Önemli olan hareketin pozitif yönde olması.. Ak Parti iktidari minvalinden baktığınızda bazı tespitlerinizin hamasi/korumacı olduğu reel politikada bence iyi yönde olmadığı kanısındayım. İslam başlıbaşına bir sistemdir. Anayası Kur’an- Kerim dir. Demokratik yönetimlerde sayıların (çoğunluğun) galibiyetinden ibarettir. Sayılar hiçbir zaman hakikatin ölçüsü olmaz. Bu nedenle İslam hiçbir düyna ideolojisi/modernite ile uzlaşmaz uzlaşmaya kalkarsanız o İslam olmaz, İslami yönetimde olmazsa olmazı ‘’adalet’’i adil yönetimdir. Mevcut yönetimin genel ve yerelde ne kadar adaletli ! yönetim mı, yoksa kalkınmacı bir yönetim olduğunu kararını size bırakıyorum.

Avatar
ALİ MÜRTEZA 4 yıl önce

2-İslam’da dindarlık diye bir sınıf yoktur hele başı örtülü veya tesettürlü bayanları dindar olarak vasıflandırmak otomatik olarak tesettürlü olmayan ve başı açıkları dindar olmamayı gerektirir. Bu tanımlama oldukça sakıncalıdır. İslamim bir emridir tesettür ama bunun yanında o kadar çok daha emirler vardır ki belki çoğu tesettürlü kadınlarımız tesettürsüz kadınlarımızdan bu şartları yerine getirmekte geride kaldıkları söylenebilir. Bunun içindi ki kimin dindar kimin az dindar olduğu kıyafetle giyimle ölçülemez. Eğitimdeki son tartışmalar ve sosyal adalette gelir dağılımında dış politikadaki ‘’sıfır sorun’’ dan vazgeçilmiş olması bu hükümetimizin henüz kat daha çok yolu var demektir. 2000 Yıllardaki gibi başımız eğik değil en azından başımız diktir ve tarihi köklerimize sarılmak uluslararası arenada elde edilen bazı başarıları gözümüzde çok büyütüp hamasete rehavete kapılmamalıyız. Sağlıcakla kalın..

Avatar
dindar kişi 4 yıl önce

"Hamaset" in sözlük anlamı, yiğitlik, kahramanlık demektir, ben bu yazıda böyle bir olgu göremiyorum. Öyleyse hamasetin bir diğer anlamı olan basit anlamına bakalım, o da şöyle yazıyor sözlükte ;

"İçi boş konuşmalar yapıldığında, atılıp tutularak hitabeti pekiştirme yoluna gidildiğinde konuşan veya yazan kişiye hamaset yapma" denir.

Ali murteza bey şimdi bu iki anlamdan hangisini yazara yakıştırdınız açıklarsanız memnun olacağım veya bizim sözlüklerde bulamadığımız başka anlamı varsa onu da yazabilirsiniz.