Cumhuriyet tarihinin ilk Cumhurbaşkanlığı seçimleri tamamlandı.

Seçimler vatana, millete hayırlı olsun.

Gerçi bu seçim sadece vatanı ve milleti ilgilendiren bir seçim değildi.

Tüm dünyanın gözü kulağı bu seçimdeydi. Özellikle Müslüman coğrafyasında yaşayan halklar seçimdeki bir adayla çok ilgilendiler ve kazanmasını istediler.

Sadece kazanmaya odaklanmış inananlar topluluğu, hiçbir boşluk bırakmadan çalıştılar. Yöneticisinden, mahalle başkanına, seçilenden, seçmenine gönül veren herkes karınca misali de olsa çalıştı.

Toplantılar, istişareler.

Sadece tek bir sandık için bile iki üç defa toplantı yapıldığını biliyorum.

Ve sonuç malumun ilanı oldu.

Rakibe saygı duymadan başarı gelmez.

Rakip kim olursa olsun saygı duymak ve onu fazlasıyla ciddiye almak, küçümsememek gerekir.

Üstelik bu rakibiniz referandumlar dâhil girdiği 12 seçimden zaferle çıkmış biriyse…

Tavşan ile kaplumbağanın hikâyesini bilirsiniz.

Tavşan yarışı kaybettiğinde kaplumbağa tavşana: “Sen, uyudun, ben çalışarak seni geçtim ”demiş…

Ve tabi ki kazananı tebrik etmek gereklidir.

Sonrasında bu süreçte yapılan yanlışlar, yapılmayan doğrular ve eksiklikler tespit edilir ve gelecekte aynı hataların yapılması önlenmiş olur.

Yok, eğer nefret politikası uygulayıp özeleştiri yapmazsanız, yapılan eleştirilere kulak tıkarsanız sonraki seçimlerde de aynı durumla karşılaşırsınız. Ve bu sizi bir adım dahi ileri götürmez.

Bu ülke seçmeninin yapısı belli, buna göre politika üretmek ve seçmeni hiçbir zaman küçümsememek gerekir. Oy, dağdaki çobandan bile(!) olsa önemsemek gerekir.

Seçim sonrası açıklamalara bakıyorum da sadece ve sadece öz benlikler tatmin edilmeye çalışılıyor. Her şeye rağmen biz kazandık gibi açıklamalar yapılıyor, 30 Mart sonrası yapılan açıklamaların benzerleri tekrar ediliyor. Seçmen tıpış, tıpış sandığa gitmedi gibi mazeretler üretiliyor, seçmen suçlanıyor.

Hâlbuki yaptığım araştırmaya göre gelişmiş ülkeler diye tabir edilen Avrupa ülkeleri, ABD, Rusya gibi ülkelerde seçime katılım oranları bırakın % 75’leri, %50-73 aralığında.

ABD’de %58, Rusya % 63, Almanya %73, Fransa %62 İngiltere (Yerel Seçim) %36.

Bu rakamların ortaya koyduğu sonuç Türkiye'nin son yıllardaki en düşük katılım rakamı olmasına rağmen Cumhurbaşkanlığı seçimleri katılım oranını batı ülkelerinin hiçbiri geçemezken, birçoğu da bu rakamın çok altında.

Bir seçmen oy vermeye gitmiyorsa, eğer seçimi boykot etmiyorsa ki etse bile “siz kimi seçerseniz ben ona razıyım” gibi bir kabullenme içindedir.

Sözü uzatmaya gerek yok. Bu seçim bana göre inanmışlıkla inanmamışlığın seçimiydi. İnananlar ve çalışanlar kazandı.

Hedefler belli, inşallah gelecek yıllarda yaşar isek Türkiye’nin yükselişini hep birlikte göreceğiz.

Vatana, millete, tüm İslam âlemine ve aynı zamanda dünyaya hayırlı olsun.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.