banner447
Öne Çıkanlar KARAOSMANOĞLU D-130 kartepe kocaeliden yerel

KARTEPE'DE KADİR GECESİ PROGRAMI


KADİR GECESİ

Müftü Gülşen’in davetiye mesajı : “Kadir Gecesini manasına uygun bir şekilde KUR’AN ziyafeti ile ihya etmek maksadıyla, ilçe Müftülüğümüzce düzenlenen programda sizleri de aramızda görmek isteriz. Saygılarımla,”
Her yıl farklı bir camide düzenlenen program bu yıl da Derbent Hikmetiye camisi’nde gerçekleştirilecek. Kadir Gecesi’nin anlam ve önemini belirten bir yazıyı da internet sitesinde paylaştı. Kartepe Müftülüğü’nün resmi sitesinde yayınlanan Kadir Gecesi ile ilgili yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.

Sözlükte kadir (kadr) kelimesi "güç yetirmek, hüküm, kaza, takdir, şeref, azamet ve

tazyik " gibi anlamlara gelir Dinî literatürde ise "leyletü'1-Kadr" şeklin­de Kur'ân-ı

Kerim’in indirildiği gecenin adı olarak kullanılır.

Aynı adı taşıyan 97. sûre bu gecenin

fazileti hakkında nazil ol­muştur. Sûrede Kur'an'ın Kadir gecesin­de indirildiği ve sözü

edilen gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu belirtilir.

 

 Müfessirler hayırlı olanın bu gecede yapılan amel olduğunu, bin ayın ise içinde Kadir

gecesinin bulunmadığı bir süreyi ifade et­tiğini belirtirler.[1]

Bu geceye Kadir gecesi denilmesi şeref ve kıymetinden dolayıdır. Çünkü:

a) Kur'ân-ı Kerim bu gecede inmeye başlamıştır.

b) Bu gecedeki ibadet, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin ayda yapılan ibadetten

daha faziletlidir

c) Gelecek bir seneye kadar cereyan edecek olan her türlü hadiseler Allah Teâlâ'nın

ezelî kaza ve takdiri ile ilgili meleklere bu gece bildirilir (Tecrîdi Sarih Tercemesi,VI, 312).

d) Bu gecede yeryüzüne Cebrail ve çok sayıda melek iner.

e) Bu gece tanyerinin ağarmasına kadar esenliktir, her türlü kötülükten uzaktır.

Yeryüzüne inen melekler uğradıkları her mü'mine selam verirler.

 Kadir gecesinin hangi gece olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber genellikle

Ramazan'ın yirmi yedinci gecesinde olduğu tercih edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s)

bunun kesinlikle hangi gece olduğunu belirtmemiş, ancak; "Siz Kadir gecesini

Ramazan'ın son on günü içerisindeki tek rakamlı gecelerde arayınız" (Buhârî,

Leyletü'l-Kadir, 3; Müslim, Sıyam,216) buyurmuştur.

Kadir gecesinin kesin olarak belirlenmemesinin hikmeti üzerinde duran âlim­ler, bu

durumun gecenin feyzinden isti­fade etmek için daha uygun olduğunu söylemişlerdir.

Zira Kadir gecesinin bildi­rilmesi halinde Müslümanlar sadece o ge­ceyi ihya etmekle

yetinebilirler idi.Hâlbuki kısmî belirsizlik sayesinde müminlerin Kadir gecesi ümidiyle

bütün ramazan ge­celerini ibadet şuuru içerisinde geçirme­leri söz konusudur. Ayrıca

Kadir gecesi­nin bildirilme- mesi yoluyla Müslümanları bilerek ona saygısızlık

göstermeleri veya tazimde aşırıya kaçmala rı önlenmiş olur.

Kadir Gecesinin Fazileti 

Cenâb-ı Hak, bu gecenin faziletini şu üç cihetten açıklamıştır:

Birinci Cihet: Cenâb-ı Hakk'ın, "Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır" (Kadr, 97/3)

İkinci Cihet:"Onda melekler ve ruh, Rablerinin izniyle, her bir iş için

iner de iner"(Kadr, 4).

Üçüncü Cihet: :"O (gece) tan yeri ağanncaya kadar bir selamdır" (Kadr, 97/5).

 ayetlerinin beyan ettiği hususlar olup, bunlarla ilgili birkaç mesele vardır.[2]

 AÇIKLAMA

Birinci Cihet: Cenâb-ı Hakk'ın, "Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır" (Kadr, 97/3)

Bir Kimse, bu geceyi ihya ederse, bu kimse sanki Allah'a, seksen küsur yıl ibadet etmiş

gibi olur. Bu geceyi her yıl ihya eden kimse de, pek çok ömür yaşamış gibi olmuş olur.

Kim, kati olarak bu geceyi rast getirmek için ayın tümünü ihya ederse, bu kimse de

adeta, otuz Kadir gecesi ihya etmiş gibi olur. Rivayet olunduğuna göre, kıyamet

gününde dört yüzyıl Allah'a ibadet eden bir İsrailli ile, bu ümmetten kırk yıl Allah'a

ibadet etmiş birisi bir araya getirilir. Derken, bu ümmetten olanın sevabının daha çok

olduğu görülür. Bunun üzerine İsrailli, "Sen, adilsin. Oysaki ben, onun sevabının daha

çok olduğunu görmekteyim" der. Bunun üzerine de Cenâb-ı Hak, "Çünkü sizler,

dünyevi cezadan korkuyordunuz da, bunun üzerine ibadet ediyordunuz. Hâlbuki

ümmet-i Muhammed'in, "Sen onların için bulunduğun sürece ben onlara azab edici

değilim" (Enfal,  8/33) ayetinden dolayı teminatları vardı ve bu konuda emin idiler.

Ama buna rağmen onlar yine de ibadet ediyorlardı. İşte bu yüzden, bunların ibadetleri,

daha çok sevabı gerektirmiştir" demiştir.

Bir Gecelik Amele Bin Aylık Ecir?

Birisi şöyle diyebilir: "Hz. Peygamber (s.a.s)'ın, "Ecrin, yorgunluğunun, yani yaptığın

işin miktarına göredir"[3]  dediği sahihtir. Hâlbuki bin yıl taatta bulunmanın, tek bir

gecede taatta bulunmadan daha zor olacağı ise, malumdur. Binaenaleyh, bu ikisinin

denk olması nasıl düşünülebilir? Buna, şu birkaç açıdan cevap verilebilir:

1) Aynı işin, kendisine eklenen farklı durumlar sebebiyle iyilik veya kötülük açısından

farklı hükümler olması normaldir. Mesela cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan

namazdan yirmi yedi derece daha üstündür. Hâlbuki aslında kılınan namaz her iki

durumda da aynıdır

2) Hakîm olan Cenâb-ı Hakk'ın maksadı, insanları taata ve ibadetlere çekmektir. Böylece

O bazan bir taatın ücretini (sevabını) iki katına çıkarır ve mesela, "Şüphesiz zorlukla

beraber bir kolaylık vardır, zorlukla beraber bir kolaylık vardır" (İnşirah, 94/5-6)

buyurarak (bir zorluğa iki kolaylık va'detmiştir); bazan on katına, bazan da yediyüz

katına çıkarır. Bunu bazan zamanı açısından, bazan da yeri (yani yapıldığı yer)

açısından böyle değerlendirir. Bütün bunlardan Cenâb-ı Hakk'ın asıl maksadı,

 mükellefi ibadete çekmek ve onu dünyaya dalmaktan geri durdurmaktır. İşte bu

yüzden Beytullah ve Zemzem diğer yerlere ve sulara üstün kılınır; Ramazan diğer

aylardan üstün tutulur; cum'a, diğer günlerden faziletli sayılmış tır da Kadir gecesi

diğer gecelerden efdal kılınmıştır ki bütün bunların maksadı biraz önce bahsettiğimiz

şeydir.[4]

Bu gecenin faziletine dair ikinci cihet de şu ayetin ifade ettiği husustur

İkinci Cihet:"Onda melekler ve ruh, Rablerinin izniyle, her bir iş için iner de iner"

(Kadr, 4).Bu ayetle ilgili olarak birkaç mesele var:[5]

 Bil ki ey insan ! Meleklerin bakışı ruhlaradır; beşerin bakışları da geçici

bedenleredir. Melekler, senin ruhunu şehvet ve gazab gibi kötü sıfatların bulunduğu

bir yer olarak gördükleri için seni kabullenememiş ve Allah Teâlâ'ya, "Yeryüzünde

fesat çıkaracak ve kan akıtacak kimseleri mi yaratıyorsun?" (Bakara, 2/30) demişler.

Ana-baban da, bir menî ve alaka iken, tâ ilk başta şeklinin çirkinliğini görünce, seni

kabullenememiş, tam aksine nefretlerini ortaya koymuş; o meniyi ve alakayı kazurat

saymış; elbiselerini ondan temizlemek için yıkamışlar; hem sonra düşünmek ve

hamileliği önlemek için nice çaba sarf etmişlerdir. Ama Allah Teâlâ sana güzel bir

şekil verip, ana-baban o güzel şekli görünce, seni bağırlarına basmış ve seni çok

sevmişlerdir. Aynen bunun gibi, ruhundaki güzel şekli, yani marifetullah'ı ve Allah'a

taatı görünce, seni sevmişler ve ta baştan (yaratılışta) söyledikleri o sözden özür

beyan etmek için, sana kadar gelmişlerdir. İşte, "O (gece de) melekler... iner de iner"

ayetleriyle bu kastedilmiştir. Binâenaleyh onlar sana gelip, ruhunu, beden gecesinin

karanlıklarında ve maddi kuvvetlerin karanlıklarında görünce, işte bu noktada yine bu

önceki sözlerinden özür dileyerek,"iman edenler için istiğfar ederler"(Mü'min,40/7).[6]

 Meleklerin İnmesi

Ayetteki bu ifadenin zahiri,  bütün meleklerin indiği manasına gelir. Ama melekler,

yeryüzünün alamayacağı kadar çokturlar. İşte bu yüzden, âlimler çeşitli izahlar yapmış:

Birinci Görüş: Bütün meleklerin en yakın semaya, birinci göğe indiğini söylemişlerdir.

Buna göre, "Problem aynen sürmektedir. Çünkü birinci gök de, her bir seccade

serilebilecek kadar yerde bir melek olacak şekilde zaten doludur. Binaenaleyh bu tek

gök, bütün o melekleri nasıl içine alabilir?" denilirse, deriz ki: Kur'ân-ı Kerim'in genel

ifadesi ile haber-i vahidin aleyhine hükmedilebilir. Nasıl böyle hükmedilmesin ki?..

Çünkü haber-i vahidde, meleklerin kafileler halinde indikleri rivayet edilmiştir.

Binâenaleyh oraya bir kafile inerken, diğer bölük çıkmaktadır. Bu tıpkı hacıların, onca

çokluklarına rağmen hepsinin de Mescid-i Haram'a girebilmeleri gibidir. Fakat

hacıların da bir kısmı girerken, bir kısmı çıkarlar. İşte bu sebebten ötürü bu iş, Kadir

gecesinin fecrinin doğuşuna kadar sürmektedir. Binâenaleyh defalarca inişi (çeşitli

kafilelerin iniş-çıkışını) ifade eden, "tenezzül" fiili kullanılmıştır.

İkinci Görüş: Ekseri âlimlerin tercihine göre, melekler yeryüzüne inmişlerdir. En

uygun görüş budur. Çünkü Cenâb-ı Hakk'ın bundan maksadı, İnsanları o geceyi

ihya etmeye teşviktir. Bir de çok çok hadis, meleklerin diğer günlerde bile, zikirlerin

yapıldığı, dini konuların müzakere edildiği toplantılara indiğini göstermektedir.

Binaenaleyh bunca şanından ve kadr-u kıymetinden ötürü, bu iniş Kadir gecesinde,

haydi haydi olur. Bir de mutlak olarak zikredilen bir "iniş", ancak gökten yere iniş

manasına gelir.

Bu Gecede Zikrin Fazileti

Şimdi o gecede kim üç kez, "Lâ ilahe illallah" derse, biriyle günahları bağışlanır;

biriyle cehennemden kurtulur; biriyle de, Cenâb-ı Hak onu cennetine sokar.

Âlimler ayette geçen "ruh" hususunda da şu izahları yapmışlardır:

1) Ruh, büyük bir melektir.

2) Ruh, bir melaike topluluğudur. Diğer melekler bunları, ancak Kadir gecesinde

görebilirler.

3) Bu, Allah'ın bir mahlûkudur. Bunlar da, yerler, giyerler. Fakat ne melektirler ne

insan... Belki de bunlar, cennetliklerin hizmetçileridir.

4) Bu kelimeyle, kendisine "Ruhullah" denildiği için, Hz. İsa (a.s) da kastedilmiş

olabilir. Dolayısıyla o da, bu gecede, ümmet-i Muhammed’i tanımak için meleklerle

birlikte iner.

5) Bu, "Kur'ân"dır. Çünkü Hak Teâlâ, "Sana emrimizden (katımızdan) bir ruh

indirdik" (Şûra, 42/53) buyurmuştur.

6) Ruh ile, rahmet-i ilahiyye kastedilmiştir. "Allah'ın ravhından ümit kesmeyin"

(Yusuf, 12/87) ayeti, işte bu manadan ötürü "Allah'ın ruhundan, yani rahmetinden

ümit kesmeyin" şeklinde okunmuştur. Buna göre Hak Teâlâ sanki, "Melekler iner,

onların peşinden rahmetim de iner. Böylece insanlar o gecede, hem dünya hem de

ahiret saadetini birlikte bulurlar" demek istemiştir.

7) Ruh, meleklerin kıymetlileridir.

8) Ebû Nüceyh'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ruh, Hafaza ve Kiramen Kâtibin

melekleridir. Sağdakiler kişinin yerine getirdiği farzları ve ibadetleri kaydederler;

soldakiler de kişinin kötü şeyleri bırakışını, yapmayışını kaydederler.

 

En doğru olan görüş bu "Ruh" ile Cebrail (a.s)'in kastedilmiş olmasıdır. Onun

bu şekilde, diğer meleklerden ayrı olarak zikredilişi ise, son derece kıymetli oluşundan

ötürüdür. Binâenaleyh Hak Teâlâ, "Bir kefede tüm melekler, bir kefede ise Cebrail

(a.s) var" demek istemiştir.

Ayetteki, "Rablerinin izniyle" kaydının, o meleklerin bizi görmeye ve arzulu

olduklarına delalet ettiğini daha önce söylemiştik. Eğer, "Onlar bizim bunca günahımız

olduğunu bilmelerine rağmen, daha nasıl bizi görmeyi arzuluyorlar?" denilirse, biz

deriz ki: "Melekler, günahlarımızı ayrıntılı bir şekilde bilmiyorlar. Rivayet olunduğuna

göre, melekler Levh-i Mahfuz'u gözden geçirirler ve orada mükelleflerin taatlarını

tafsilatlı bir şekilde görürler. Günahları görmeye sıra gelince, araya bir perde çekilir ve

böylece onlar günahları görmezler. Bu durumda da, "Güzel şeyleri ortaya koyan,

çirkin şeyleri ise saklayan zatı teşbih ve tenzih ederiz" diyorlar.[7]

 

Meleklerin Yeryüzünden İstifadeleri

1) Zenginler evlerinden çeşitli yemekler götürür ve fakirlere ikram ederler. Fakirler

de zenginlerin yemeklerini yer ve Allah'a ibadet ederler. İşte bu gökler âleminde

bulunmayan bir taat çeşididir.

2) Melekler asi ve günahkâr kişilerin yalvarış-yakarışlarını duyarlar. Bu da göklerde

bulunmayan bir taat çeşididir.

3) Allah Teâlâ bir hadis-i kudsi'de şöyle buyurmuştur: "Günahkârların yalvarış-

yakarış ları Bana, tesbihte bulunanların avazından daha sevimlidir." Melekler de "

Gelin, yeryüzüne gidelim ve Rabbimize tesbihlerimizin sesinden daha sevimli gelen

bir sesi duyalım" derler. Bu ses nasıl sevimli ve güzel olmasın! Çünkü tesbih

edenlerin çıkardığı ses, itaat edenlerin o mükemmel halini ortaya koymaktadır.

Günahkarların iniltileri ise, göklerin ve yerin Rabbisinin gaffar oluşunu ortaya

koymaktadır..[8]

 Meleklerin Günahsızlığı

Bu ayet, meleklerin masum (günahsız) olduklarına delalet etmektedir. Bunun

bir benzeri de, "Biz Rabbimizin emri olmadıkça inemeyiz" (Meryem, 19/64) ve

"O melekler, Allah'ın önüne söz ile geçmezler" (Enbiya, 21/27) ayetleridir.

Burada şöyle bir incelik var: Allah Teâlâ ayette, "melekler izinlidirler" dememiş,

aksine "Rablerinin izniyle" buyurmuştur. Bu, onların, Rablerinin izni olmadan

hiçbir hareket ve tasarrufta bulunamadıklarına bir işarettir.

 Meleklerin O Geceki İşleri

Ayetteki,  "Her bir iş için" ifadesi, "Melekler ve ruh o gece, her bir iş için inerler"

demektir. Bu da, "Onlardan her biri bir başka iş için inerler" demektir. Âlimler bu

hususta şu izahları yapmışlardır:

1) Meleklerin her biri bir işle meşguldürler. Dolayısıyla bazıları rükû, bazıları

secde, bazıları da dua ile meşguldürler. Tefekkür, ta'lim ve vahiyleri ulaştırma ile

 ilgili söz de böyledir. Bazıları da o gecenin faziletini idrak etmek, yahut da

Müslümanlara selam vermek için inmişlerdir.

2) Ekseri âlimlerin görüşüne göre ayetin manası, "Allah Teâlâ'nın o yılda takdir

ettiği her hayır ve her şer için inerler" şeklindedir. Bunda onların inişlerinin bir

ibadet oluşuna bir işaret vardır. Buna göre melekler adeta, 'biz yeryüzüne

kendiliğimizden inmedik. Fakat kendisinde mükelleflerin iyiliği ve hayrı sözkonusu

olan her iş için ineriz" demektedir.

Cenâb-ı Hak ayetteki "emr" (iş) kelimesini, dünya ve ahiret iyiliklerini içine alsın ve

kendisin den o meleklerin, mükellefin dini ve dünyası ile ilgili hayrın bulunduğu

şeyler için indiklerini beyan etmek üzere, umumi ve mutlak olarak zikretmiştir.

Buna göre sanki birisi, o meleğe "Nereden geliyorsun?" demiş de, melek,

"Seni ilgilendirmez. Bu lüzumsuzluk nereden? Fakat sen "Hangi iş için geldin?"

diye sor. Çünkü sana düşen budur" cevabını vermiştir.

3) Bazı kimseler de, “Min kulli emrin” ifâdesini “Min kulli’mriin” şeklinde okumuşlar

dır. Bu, "Her insan için..." demektir. Rivayet olunduğuna göre, melekler karşılaştıkları

her mü'min ve mü'mineye selam verirler.[9]

Üçüncü Cihet: Kadir gecesinin faziletiyle ilgili üçüncü cihet de şu ayetin ifade ettiği

husustur:"O (gece) tan yeri ağarıncaya kadar bir selamdır" (Kadr, 97/5).

Ayetteki "selam" ile ilgili, şu izahlar yapılır:

1) Bu, "Kadir gecesi, fecrinin doğuşuna kadar selamdır, yani melekler itaatkâr

kimselere selam verirler" demektir. Bu böyledir. Çünkü melekler, ta gecenin

başlangıcından fecrin doğuşuna (sabaha) kadar bölük bölük inerler. Bu inişin bölük

 bölük oluşu, selamın çokça verilmesini temin içindir.

2) Bu gece "selam gecesi" olarak nitelenmiştir. Binâenaleyh selamın hafife

alınmaması gerekir. Zira o pişmiş buzağı (ikramı) hadisesinde, yedi meleğin Hz.

İbrahim (a.s)'e selam, vermiş olmaları sebebiyle, onun huzur ve süruru, dünya

krallarının huzur ve sürurundan daha fazla olmuştur. Daha doğrusu melekler ona

selam verince, Nemrud'un ateşi, İbrahim (a.s) için bir serinlik ve bir selamet (esenlik)

oluvermiştir. Şimdi bu meleklerin bize verdikleri selamın bereketi ile, cehennem de

bize bir serinlik ve esenlik olmaz mı? Fakat İbrahim (a.s)'in meleklere ziyafeti,

kızartılmış bir buzağı idi. Melekler bizden ise, böylesine kızarmış, (Allah aşkıyla)

yanmış bir kalb istemektedirler. Hatta burada şöyle bir incelik daha vardır: Bu da,

ayetin ümmet-i Muhammed'in faziletini ortaya koyduğudur. Çünkü o kıssada melekler,

Hz. İbrahim (a.s)'e inmişler; bu ayette ise, meleklerin, Hz. Muhammed (s.a.s)'in

ümmetine indikleri belirtilmiştir.

3) Bu, "Bütün kötü şeylerden ve afetlerden selamet" manasına olup, tıpkı, "o hep

bu iki iş ile meşguldür" manasında, "Şüphesiz falanca hac vb. demektir" denilmesi

gibidir. Bunun bir benzeri de "Gök mutluluk ... gâh bedbahtlık" ifadesidir. Alimler

meleklerin ve ruhun Kadir gecesinde, bütün iyi şeyleri ve mutluluk veren şeyleri

indirip, o gecede hiçbir zararlı şeyi indirmediklerini söylemektedirler. Binâenaleyh o

gecede inen her şey, sırf bir "selam"dır, yani mahza selamet, fayda ve hayırdır.

4) Ebû Müslim şöyle der: "Buradaki "selam", bu gece rüzgârlardan, eziyetlerden,

yıldırımlardan ve benzeri afetlerden beri bir gecedir" demektir.

5) Bu, "O gece, şeytanın kötülük yapamadığı bir selamet gecesidir" demektir.

6) Vakıf, "selam" kelimesinin sonunda da yapılabilir. Dolayısıyla selam, bir önceki

ayetle ilgili olur ve fecir doğuncaya (sabaha) kadar sürer" şeklinde olur. Bu görüş

zayıftır.

7) Bu gece, tâ başından sabaha kadar, her parçasında yapılan ibadetlerin, bin ayda

yapılan İbadetlerden daha hayırlı olması hususunda selametli bir gece olup, farzlar

için ilk üçte bir; nafileler için gece yarısı; dua için de seher vaktinin seçilmesinin

müstehab oluşu hususunda diğer geceler gibi değildir. Aksine bu gece, bütün

cüzleri ve parçaları açısından hep aynı fazilete sahip olan bir gecedir.

8) “Selâmun hiye” ifadesi, "cennettir bu" manasınadır. Çünkü cennetin bir ismi

de, "selam yurdu", yani "selametten kalıba dökülmüş"tür.[10]

Kadir gecesinde neler yapılabilir:

Kadir gecesini, namaz kılarak, Kur'ân-ı Kerim okuyarak, tevbe, istiğfâr ederek ve dua

yaparak değerlendirmelidir. Bu geceyi ihya eden bağışlanır.11

 

Üzerinde namaz borcu olanların nafile namazı kılmadan önce hiç değilse beş vakit

kaza namazı kılmaları daha faziletlidir. Kazası yoksa nafile kılar.

 

Hz. Aişe validemiz demiştir ki; Rasûlüllah (s.a.s)'e:"- Ey Allah'ın Rasûlü! Kadir

gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?" diye sordum. Rasûlüllah (s.a.s):"-Allah'ım

sen çok affedicisin, affı seversin, beni de affet." diye dua et, buyurdu (Tecrîd-i Sarih

Terc. VI, 314).

Bu gecenin öyle bir anı vardır ki o anda yapılan ibadet ve dualar mutlaka makbul olur..

Bu da kişinin imanını tazeler. Gecenin bütününü ibadetle geçiremeyenler en azından

teravihten sonra bir miktar oturup dua etmelidirler.

Kadir gecesi ve diğer kandil gecelerini çok anlayıp,çok iyi değerlendiren manen

uyanık Salihler zümresine Cenab-ı Hak bizleri de ilhak eylesin….Amin!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.