Görünen o ki, 2014 Yılı Mart ayında yapılacak yerel seçimlerin havasına iyice girmeye başladık.

Daha doğrusu aday adaylarının kendi tanıtımlarını yapmaya başlamaları, birbirleriyle yarışan vaatleri, yazılı ve görsel medyayı süslerken, süreci yakından izleyenleri de doğal olarak saflarını netleştirmeye ve yarışın içersine çekmeye başladı.

Şöyle biraz dikkatli bakarsanız, geçen döneme göre daha durgun, belki biraz da sönük bir siyaset izliyoruz sanki, oysa taraflara bakarsanız partizan bir yaklaşım yerine ateşli bir taraftarlık coşkusu hakim. Saflar adeta böyle belirginleşiyor.

İnsanların mutluluğuna yönelik, kalkınmayı hedef alan ve belli bir vizyon sahibi olanların siyaset, hizmet, adalet anlayışı içersinde fakiri koruma, kollama ve zalime dur deme ideali ile ortaya çıkanlardan çok daha fazlası, koltuk için, menfaat için, şahsi çıkarları için, siyaseti bir meslek olarak görüp adeta kendine taparcasına siyaseti seçenleri görebiliyoruz.

Halka hizmeti hakka hizmet olarak görenlerin haricinde, parası olan, çevresi olan, birazda hitabeti güzel olduğunu zannedenler aday adayı, etrafındaki şakşakçıları/yalakaları, borazancıları da meclis üyeliklerine aday adayı değil adeta aday konumundalar.

Bazıları neredeyse kendi şahsiyetine tapınır hale gelmiş, ne yardan geçebiliyorlar ne de ser'den. Orası olmazsa burası, her şeyi en iyi bilen onlar, yani "sha nagbu imuru." Her şeyi bilen Kral.

Hadi diyelim ki, elinde belirli güç bulunan bir iki aday adayı, birilerinin gölgesinde "tepeden inme" başkanlık hayalleri içindeler ki, olabilir, geçmişte bu tür adaylıklar olmuş olabilir. İyi ama bütün bunları yaparken, hizmetine talip olduğunuz bölgenin insanlarına projelerinizi, hedeflerinizi anlatmanız gerekmiyor mu ?.

Bu nasıl bir yarıştır ki, kendi aday adaylığını sağlama alabilmek için, partisindeki diğer aday adaylarını, kendine karşı muhalif olduğunu düşündüğü isimleri, diğer parti yöneticilerini yıpratmaya çalışan aday adayı profilleri görmeye başladık.

Üstelik de taraftar gibi davranan meclis üyesi aday adayları da buna çanak tutuyorlar. Hissi ve şahsi beklentiler, toplumsal beklentilerin önüne geçmiş, sevgi dili bir iktidar mücadelesi halinde kavgaya dönüştürülmüş, koltuk aşkı, iktidar aşkı ya da adı her neyse çirkinleştirilerek, dün yanyana siyaset yapan, bugün şu yada bu şekilde birbirlerini rakip olarak görenlerin siyasi anlayışı, birbirlerinin üzerine lekeler sıçratır hale gelmiş.

Peki insanlara ulaşılabilir bir hedef göstererek, geleceğin senaryosunu yazıp, bu senaryoyu adım adım hayata geçirecek bir Allah kulu yok mu ?.

Makam sahibi, mevki sahibi olmak adına, oralara gelebilmek için birilerini ezmek, bir başkasına iftira atmak, bir diğerini görmezden gelmek ve sizin gibi düşünmeyen bir başkasına tahammülsüz davranmak demokrasi adına rahatsızlık vermeyecek mi ?.

Ya İnsanlık adına ortaya koyduğunuz rahatsızlığa ne diyeceksiniz ?.

Neyi, nasıl ve neden yapacağını, bunu yaparak insanların neler kazanacağını, nasıl faydalar elde edileceğini anlatacak kimseler göremeyecekmiyiz ?.

Kimbilir, belki de varlar ve çok yakınımızdalar ama daha önce de ifade ettiğim gibi Kurbağa misali anlatacaklar ama ağızları su dolu.

Sözlerimi yumuşatarak söylüyorum ki, artık siyaseti, menfaatçilerin, çıkarcıların, ucuz politikacıların elinden kurtarmak gerekiyor. Bu konuda ülkemiz, milletimiz ve kendi geleceğimiz için uzun bir koşuya odaklanmamızın zamanı geldi ve geçiyor.

Ben acizane diyorum ki ; Yaşadığımız şehre, doğduğumuz ve doyduğumuz kente karşı sorumlulukları olan bizler, ana temeli İnsan olan, sanat ve kültüre karşı saygılı, katılımcılığı ve hoşgörüyü sindirebilmiş, bilgiye dayalı, vatandaşın da katılımcı olduğu bir belediyecilik anlayışı ile şeffaf ve hizmet üreten bir anlayışla ;

Dar bir kalıbın içersine sıkıştırılan belediyecilik anlayışını, sömürü düzeninin uygulamalı oyun alanından çıkaracak, katılımcı, yenilikçi ve insan odaklı "Marka Kent"ler oluşturacak yerel yönetimlerin iş başına gelmesi için ortak aklı kullanmak ve bu konuda birlik olmak zorundayız.

Mücadele eden yenilgiye uğrayabilir, mücadele etmeyen ise, zaten yenilmiştir.


Esenlikler Diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
TEVFIK AYYİLDİZ 4 yıl önce


Dönemin Başbakanı Sayın Turgut Özal zamanında... gerçekleşmiş bir olay şöyle anlatılır: Japon eğitim uzmanları gelmiş ve ülkemizin eğitim sistemini incelemiş, Sayın Özal'ın bürokratlarının da hazır bulunduğu bir ortamda raporlarını sunmuş ve sonuç olarak şunu söylemişlerdi: “Sizin eğitim sisteminizde milli ruh yok!” Turgut Özal'ın “Nasıl?” sorusu üzerine şunu anlatmışlardı: “Biz Japonya'da okula başlayacak çocuklarımıza milli ruh şoklaması yaparız. Onları önce toplu halde hızlı trenlere bindirir, dev fabrikalarımızı, teknoloji merkezlerimizi gezdirir ülkemizin gücünü gösteririz. Yanı belediyecilik ruhunu halka hizmet olduğunu anlatacak trenı bulmamiz gerek saygilar yazar kardeşimizi Tebrık ediyor heyacanla bır sonraki kalemını sabirsizlikla bekliyoruz

Avatar
kartepeli 4 yıl önce

ahmet bey marka kent vurgusu çok önemli. çok güzel ve akıcı bir yazı kaleme almışsınız. her yazar çok kaliteli hepinize selamlar.

Avatar
ak rabia 4 yıl önce

Ahmet bey,aklı başında hiç kimse yazdklarınıza karşı çıkamaz.insnlığın ortak sorunlarını, ortak görüşlerini yazmışsınız.
bizim ilçede işler nasıl işliyor sizde biliorsunuzdur.ak parti içinde bazı kendinden menkul insanlar partiyi babalarının malı gibi görüyolar.buda partiye aslında ilçe halkına yazık oluyor.adil bir yarış uygulamıyorlar.ona buna çamur atarak,küçük görerek politika yapıyolar.bu insanlar hem her türlü rezilliği yapacak hemde yarın bizlerimi yönetecek? bir küçük encümenlik için nler yapılıyor görü
yoruz.sizdeyazmışsınız. hangisinde eğitim hangisinde liyakat.çoğu sıfır!kim kimin eteğinin altına girerse.bumudur siyaset allah aşkına. bu yüzden bu sistem bence düzelmez.belki yukarıdan birileri düzgün bir isim getiride bir nebzede olsa azalır.ama hiç bir zman bu anlyışın biteceğini zannetmiyorum.umut fakirin ekmeğiymişbizde avutuyoz kendimizi.selametle..

Avatar
KÖSEKÖY 7 4 yıl önce

Geleceğin senaryosunu yarısını FEHMİ BEY YAZAR DİĞER YARISINIDA SANDIK YAZAR .Ondan sonrada rant nerde ise oraya dönük işler yapılır .cebini doldurabilen doldurur ondan sonraki senaryoya devam..BAŞKA KONULAR İSE BOŞ KONULAR BENCE..Saygılar.

Avatar
osman ak 4 yıl önce

çok güzel bir yazı ama gönül isterdiki şu kartepe üzerine senaryo yazan iki aday adayına insanlık adına verdiğiniz rahatsızlık ne olacak diye sorsaydınız başarılar