Bugünlerde herkesin konuştuğu tek bir konu var.

Taksimde başlayan ve yurdun çeşitli illerine yayılan protestolar.

Protestolar ilk etapta Taksim Gezi Parkı’ndaki 12 tane ağacın sökülmesine karşı başlamıştı.

Daha sonra sosyal medya aracılığı ile örgütlenmeler başladı ve protestocuların sayısı da her geçen dakika artmaya başladı.

Provakatörlerin de yer aldığı geniş kitleler protestonun rotasını hükümete karşı istifa eylemlerine döndürdü.

Çoğu neden orada olduğunu bilmeyen insanlar hepbir ağızdan hükümet istifa diye bağırmaya başladı.

Üstelik bu insanlar özgürlüklerinin elinden alındığını, yaşam tarzlarına müdahale edildiğini öne sürüyorlardı.

Memlekette özgürlük yok diyorlar ama “zıpla, zıpla zıplamayan Tayyip!” demeyi de ihmal etmiyorlardı.

Aracıyla yanlarından geçen vatandaşı zorla durdurarak kendilerine destek olmaları konusunda tehditler savuruyor ve memlekette baskı olduğunu haykırmaktan da çekinmiyorlardı.

Düne kadar coplanan üniversiteli kızlara tiksinerek bakanlar, hukuksal yollara başvurun yada Arabistan’a gidin diyenler bugün polisi coplamaktan, kamu malına zarar vermekten de geri kalmıyorlardı.

Göbeğini kaşıyan adam, makarnaya oyunu satanlar, koyun sürüleri gibi yakıştırmalarla dalga geçenler, insan yerine koymayanlar, bugün kendilerinin sıraya koyulmadığından bahsediyorlar.

Son zamanlarda anarşist gösterilerin yerini biraz daha sağduyu, biraz daha demokratik yöntemler alsa da yapılan bu eylemler genel olarak  halkın kahir ekseriyetinde karşılık bulmayacağı aşikar.

Neden bulsun ki?

Memlekette ne varda bu denli protesto oluyor anlamıyorum.

Onlarca şehit geldi tık yok, Reyhanlı’da 60’a yakın insan öldü tık yok, Genelkurmay Başkanı içeri girdi tık yok ne zamanki özgürlüklere müdahale edildiğine inanıldı eylemler başladı.

Sormazlar mı insana madem bu kadar özgürlüğüne düşkünsün de bu zamana kadar neden empati kurmadın?

Özgürlük sadece senin hakkın mı?

Kaldı ki özgürlük adına kısıtlanan ne var?

Sokak ortasında yada metroda gayriahlaki davranmana karşı yapılan uyarı mı özgürlüğüne müdahale, yada gece umumi yerlerde toplu alkol yasağı mı özgürlüğüne müdahale?

Bugün evinde sessiz sedasız çoğu zaman ya sabır diyerek bekleyen, senin beğenmediğin makarnacı diye dalga geçtiğin milyonlarca insan var.

Bu insanlar senin 10 gün değil 10 yıl sürdürsen yapamayacağın sivil darbeyi  3 Kasım 2002’de yaptı zaten.

Hem de bir gecede.

Gitti sandığa attı oyunu, bozdu oyunu!

İşte bu kadar basit.

Ki bu insanların büyük çoğunluğu  resmen bu ülkede zulme uğradı.

Gelecekleri karartıldı.

Hatırlayın eğitim hakları ellerinden alındı.

Katsayı mağduru oldular. En yüksek puanları alıp, en düşük puanlı yerleri tercih etmek zorunda kaldılar.

Resmen hem kendilerinin hem de ailelerinin hayatları karardı.

Evlatlarının yemin törenine alınmadı.

Bu insanlar yıllar yılı öz yurtlarında garip, öz yurtlarında parya olmuşlardı!

Ama bir kez olsun devletin malına zarar vermedi, bir kez olsun kendisine zulüm yapanlara karşı elini kaldırmadı, kötü söz söylemedi.

Hep sabretti, hep dua etti.

Gitti yurtdışında okudu, gerekirse okulunu, geleceğini feda etti ama isyan etmedi.

Bu koyun gibi sessiz olmasından değil, oda biliyordu yıkmayı yakmayı. Ama yapmadı.

Olgun davrandı, sağduyulu davrandı.

Çünkü biliyordu bir gün hakkın tecelli edeceğini, zulmü yapanların yanına kar kalmayacağını.

İlla hükümeti mi eleştireceksin ey arkadaş, tüm insanlığın vicdanının kabul edeceği yerden eleştir.

İnsanlar da evet haklılar desin.

Hatta Ak Parti’ye oy vermiş insanlar bile evet bu konuda haklılar desin.

Şuan yaptıklarınızdan kat be kat etkili olacağına inanıyorum.

Mesela alın size yerel yönetimler.

Düne kadar mücahit geçinen insanların nasıl müteahhit olduğuna bakın. Yani, işleri ehil insanların değil, yandaşların nasıl fütursuzca aldıklarına bakın.

Bir liralık işin nasıl on liraya belediyelere fatura edildiğini eleştirin.

Alın teri döken emekçi bu işlerden 3 kuruş kazanırken, sözüm ona müteahhit geçinen yandaşın elini bir işe sürmeden hamuduyla götürmesini eleştirin, isyan edin!

Tofaş arabasına ‘Huzur İslam'da’ yazıp bugün ciplere binenlerin araçlarının arkasına hiçbir şey yazdırmadığına bakın. Acaba neden yazdırmadığını, huzuru para ile mi bulduğunu sorun eleştirin.

Düne kadar asgari ücretle geçinen parti yöneticilerinin nasıl trilyonluk restaurantlar açtıklarına bir bakın.

Farz olan hac ibadeti dururken, birilerine şirin gözükmek için Umre’ye giderek kazandıkları avanta paraları harcayanları eleştirin.

Makamından güç alıp fakat makamına hiçbir şey katmayan, o koltuğa sıkı sıkı yapışanları eleştirin.

Tüyü bitmemiş yetimin parasının nasıl kolaylıkla reklam adı altında sağa sola gittiğini eleştirin.

Sosyalist, liboş geçinen ve her fırsatta hükümete vuran yazarların türlü türlü kirli işlere bulaşmış belediye başkanlarını nasıl sahiplendiğini eleştirin.

Lütfen ama lütfen bunları da eleştirin sesinizi yükseltin.

Gelelim Başbakan Erdoğan’la alıp veremediklerinize.

Şu bir gerçek ki bu ülkede Tayyip Erdoğan sorunu yok, çünkü Türkiye kolay lider üreten bir ülke değil.

Beğenin yada beğenmeyin Tayyip Erdoğan bugün dünya lideri olmasa da dünyada saygınlığı en üst düzeyde olan liderlerden biri.

Doğru zamanda doğru muhalefet ve doğru yerden eleştiri yapmazsanız sizin aylar süren eylemleriniz hiçbir fayda vermeyecektir.

Birileri ki onlar AK Parti içerisinde olan bazı yönetici tipler, sizin bu hareketinizden inanın mutlu oluyorlar.

Çünkü o insanlar ellerini avuşturarak bekliyorlar. Önce tatil yapacak sonra umreye gidip dostlara gözükecek oralarda işini bağlayacak, koltuğunu garanti edecekler çünkü!

Maalesef sizde bağırdığınızla, tencere tava çaldığınızla kalacaksınız.

Eğer gerçekten bir halk devrimi istiyor veya hükümetin gitmesini istiyorsanız yapacağınız tek şey var.

O da sizin gibi düşünmeyen insanlara karşı önyargılarınızı ortadan kaldırıp, onları bir şekilde ikna etmekten başka bir şey değildir bu.

Onu nasıl yaparsınız bilemem.

İktidarın gitmesini bu kadar çok istediğinize göre halkı nasıl ikna edeceğinizi de biliyorsunuzdur sanırım.

Öyle değil mi?

Makaleyi Kocaeli Gazetesi'nde okumak için tıklayın

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
necip fazil 4 yıl önce

 Tohum saç, bitmezse toprak utansın! Hedefe varmayan mızrak utansın! Hey gidi küheylan, koşmana bak sen! Çatlarsan, doğuran kısrak utansın! Eski çınar şimdi noel ağacı; Dallarda iğreti yaprak utansın! Ustada kalırsa bu öksüz yapı, Onu sürdürmeyen çırak utansın! Ölümden ilerde varış dediğin, Geride ne varsa bırak utansın! Ey binbir tanede solmayan tek renk; Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın! 

Avatar
ensar sahin 4 yıl önce

Eline kalemine yuregine saglik herkesin bildigi fakat bu gunlerde unuttugu gercekleri dile getirdigin icin gonulden tesekkurler sayin hasan altinkaya.

Avatar
ahmet yildirim 4 yıl önce

katdes anen bukadarmi guzel anlatilir.super gervekten yazi.gelecek sizsisiniz bole inancli dik duruslu yanlisa yanlis dogruya doru degerlerine bagli gebclik bizleri heyecanladiriyir..sizleri seviyot basatilar diliyorum

Avatar
sağduyulu 4 yıl önce

hem çapulculara kapak hemde içimşze sızmş sülüklere kapak olmuş...tebriler arkadaşım

Avatar
Zafer Çakar 4 yıl önce

Müthiş bir saptama şiir gibi anlatmışsın tebrik ediyorum Hasan kardeşim eline yüreğine ağzına sağlık

Avatar
aliriza c. 4 yıl önce

yuzde yuz katiliyorum. biz nasil oy vererek iktidara getirdiysek icimizdeki vampirleri temizlemesini de biliriz. ilk bsta bunu kartepede ve diger kokysmus ilcelrrde beldelerde illerde gorucegiz insallah..degisim ve donusum zamni az kaldi tarih ekim 15 yepyeni piril piril insanlar bize yakusanlar gelicek ins..

Avatar
ahmet yıldırım 4 yıl önce

aynen katılıyrum. akpartiyi alkolle, özgürlüklerle, ağaçla deviremezsiniz.ancak parti içindeki çürüklrleri deşifre ederek yenebilirsiniz. onuda beceremezsiniz o ayrı!

Avatar
uğur yaylak 4 yıl önce

başbakanda akparti seçmeni 3 kasım 2002 de türk baharını yaptı diyo.sende öyle yazmışsın hasan.aynı şeyimi düşünüyonuz yoksa ))