Düştük Bea !

 Kadın’ın evinde cam kırılmış, hemen telefon edip bir camcı çağırmış. Çok geçmeden kapının zili çalmış. Kadın megafondan seslenmiş.

-Kim o ?

-Cam’cı bea !

Kadın hemen aşağı inip kapıyı açmış, buyur edip kırık camı göstermiş ve işine dönmüş.

Henüz birkaç dakika geçmemiş ki kapının zili tekrar çalmış. Kadın ;

-Kim o ?

-Cam’cı bea !

İyi ama demiş kadın,

-Az önce bir camcı geldi.

-Düştük bea !

İşte hikaye böyle dostlar, hem cam’cı olacaksınız hem de pencereden aşağı düşeceksiniz.

Ben her hatırladığımda, bu fıkraya güler ama daha çok, başarısız siyasetçilere benzetirim camcının durumunu.

Tabi ki siyasetçinin düşmesi, camcının düşmesine benzemez. Onun sesi çok fazla çıkar.

Ancak unutmamak gerekir ki bir kere pencereden düştünüz mü, artık kapının zilini tekrar tekrar çalmanın bir faydası olamayacaktır.

Hala, “ben” merkezci zihniyete sahip olup, reddeden, ya o ya bu/ya hep ya hiç yanlısı, çelişki ve sorunları yok sayıp, kapının zilini çalmaya devam ediyorsanız, önseziyle hareket edemiyorsunuz demektir.

Ele güne karşı birlik, mutluluk, dirlik mesajları verirken hep beraber olmanın soyluluğunu yaşayacaksınız, yanı başınızdakiler açlıktan ölseler bile siz, her gün kebap yemeye devam edeceksiniz.

Evet kebap yeme fikri biraz abartılı olabilir ama Gandhi’nin şu sözünü hatırlatırım.” Hakikat, bir taş kadar sert, bir gonca kadar da yumuşaktır.”

Fârâbî'nin, "Medinet'ül Fâzıla" (Erdemli Şehir) adlı eserinde ;

"Erdemli şehirde gerçeklikler, doğruluklar, iyilik ve güzellikler birleşirler. Bunu sağlayan bu şehrin yöneticisidir. Yönetici, peygamber ile filozofun erdemlerini kendinde toplayan kişidir ve bu özeliklerini topluma yayarak şehri yönetir." Der.

Kuşkusuz bu, bizim şehrimiz için bir “ütopya” olmaktan ileri gidemeyecek gerçekliliktir.

Gelinen noktada, bir önceki yazımda ifade ettiğim bir cümleyi tekrarlamak istiyorum. “Sırtı yere geldikten sonra  kazanmış olmak, yalnız siyasette görülür.” Siz kazanmış olsanız bile.

Hal böyle olunca ev sahibi size kapıyı açmayacaktır.

Cam’ı yerine takarken aşağı düşmeniz ev sahibini fazla üzmeyecektir ama, aşağıya düşerken elinizdeki camı kırmanız camcıyı fena halde üzecektir.

Esenlikler Diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
malcom x 4 yıl önce

camcı akparti oluyor camı takanlarda başkanlar heralde.eğer öyleyse çok ince yazılar yazıyosunuz ahmet bey. korkutuyosunuz bazı insanları )

Avatar
berber hayrettin 4 yıl önce

ev sahibi nasıl üzülmez bence hem üzülür hemde çok kızar

Avatar
Mustafi Muhtar 4 yıl önce

Sırf bu yüzden sevemedim ben bu "camcılığı". 20 sene önce "Sen gel bizim evin camlarını tak" dediler. Israr ettiler. Bi denedim; baktım evde "camcıya" işini tarif eden bir sürü sıfatsız "camcı" var. Takım-taklavatı toplayıp çıktım evden, camı bile takmadım. Dükkana bile uğramadım bir daha. Pencereden aşağı düşmekten iyidir. Öyle değil mi?