İslam’ın ilk başladığı dönemden günümüze on dört asır geçmiştir. Asrı-saadet ten sonra Müslümanlar arasında kargaşa ve ayrılıklar ortaya çıkmış ve hilafetin kaldırılması ile bu çarpık düzen daha da derinleşmiştir.

Bu nifak ve fitne günümüzde öyle boyutlara ulaşmıştır ki, Müslüman, Müslüman kardeşinin kanını akıtmakta hiç bir sakınca görmemektedir. Karşısındakini, kardeşi değil de, bir düşmanı, yabani bir hayvanmış gibi görüp, elindeki silahı ateşlemeyi helal kabul etmiştir.

Müslümanım deyip İslam’a zarar verenler kadar bu ümmetin canını hiçbir şey acıtmamıştır. Münafıklar soktukları nifaklar ile dini; Bu dini yanlış anlayanlar da İslam’ı, olması gereken durumdan çıkarıp, bozulmuş hurafelerle dolu bir din haline getirmiştir.                             

Bunun neticesinde dünya üzerinde bulunan yaklaşık iki milyar insan ismen Müslüman olsa da, paramparça olmuş, birbirinden habersiz ve hatta birbirlerini düşman olarak görmeye başlamış topluluklar haline gelmiştir. Bunun en son örneği günümüz dünyasında açıkça görülmektedir.

Aynı kıbleye yönelen, Rabbi, kitabı ve peygamberi aynı olan bu insanlar nasıl olur da bu derece derin ayrılıklar içinde birbirlerine kin ve nefret beslemektedir. Aramıza sokulan bu nifak tohumlarına bir Müslüman olarak bizler nasıl riayet edip, nasıl etkisi altına gireriz. 

Düşünün ki Rabbi ona Haksız yere insan öldürmeyi yasaklıyor; fakat o gafil insan Müslüman kardeşinin kanını akıtırken bile Allah’ın rızasını kazanmayı umut ediyor.

Bu toplumları bir araya getirecek kaynaşmayı ve bütünleşmeyi sağlayacak idareciler ise  beşeri ideolojilere kul olmuş ve Müslüman toplumlarının başında yöneticiler olarak korkakça ve ikiyüzlülükle Müslümanların birbirlerinden kopmalarına ve İslam’dan uzaklaşmasına göz yummuşlardır.

Kendi iktidarları uğruna verdikleri tavizler, çıkardıkları kanunlarla Müslüman bu toplumlara Yahudi ve Hıristiyanlardan daha fazla zarar vermişlerdir.

Dışardan düşmanlar, içerden de bu zalim ikiyüzlü idareciler yıllardır Müslümanlara kan kusturmaktan geri kalmamışlardır. Bu coğrafyada yaşayan insanların yaşamlarına ve damarlarına yıllardır Kapitalist bir düşünce olan özgürlük adı altında Demokrasi yalanı enjekte edilmiştir. Ve bunu yaparken de yine içimizde ki o münafıkları kullanılmıştır.

İslam’dan uzak, batı menşeli, oyalayıcı ve dayatmacı bir eğitime tabi tutulan Müslüman halklar, içerisinde bulunduğu bu rezalet haline kendi cahilliklerinden düşmüştür.  

Bu durum karşısında kendini ifade edemeyip, harekete geçemeyen ve bir birliktelik oluşturamayan İslam toplumları, Müslümanların yaşadığı içler acısı bu duruma düşmelerinin en büyük sebebidir.

Saygılarımla
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.