11 Eylül sonrası Amerika’da parkta oynayan bir çocuk köpek saldırısına uğrar. O sırada parkta oturan bir geç çocuğun yardımına koşar. Çocuğu azgın köpeğin dişlerinden kurtarmak için uğraşır. Genç, köpeğin boğazını sıkarak boğar ve çocuğu güç bela kurtarır.

 

Olayı gören bir gazeteci gencin yanına gelip, “Yarın çıkacak gazetemde kahraman Amerikalı genç azgın bir köpeğin elinden bir çocuğu kurtardı diye bir haber yapmak istiyorum” ne dersin diye sorar. Genç masum bir ifade ile ama ben Amerikalı değilim, Afganistanlıyım der.

 

Ertesi gün o gazetede çıkan haberin başlığı şöyledir. “Afganlı kökten dinci bir genç parkta oynayan köpeği acımasızca boğdu. Şahsın terör örgütü ile bağlantısı olup, olmadığı araştırılıyor.”

 

Özgür ifade hürriyeti!

 

Son günlerde moda bir akım başlamış neymiş efendim, “özgür basın susturulamaz mış, basın özgürlüğü en demokratik hak mış”. Bu kampanyayı başlatan ve yürütenler çok mağdur olduklarını ve adaletsizlik yapıldığını, hukuk devletinde böyle bir şeye tahammül edilemeyeceğini söylüyorlarmış.

 

Ney miş basın hürriyeti diye bir şey varmış. Yani basın ve medyanın istediğini söyleme, istediği iftirayı atma, alenen terör örgütlerini destekleme, ülkeyi dış mihraklara peşkeş çekme, kendi saadetleri için toplumu hiçe sayma gibi lüksleri olacakmış.

 

Sizce de bu işte bir tuhaflık yok mu?

 

Baştan sona yalan üzerine kurulmuş bu düzeni işletmeye çalışmak başkalarının demokratik özgürlüğünü kısıtlamak değil midir?

 

Neden bu algı operasyonları yürütenler “saldırırken ağlayan”, “zulüm ederken mağdur” rolüne bürünüyorlar. Neden her türlü melaneti, yalanı, iftirayı kendinde hak görüp, sonra da “özgür basın” kisvesinin altına gizleniyorlar.

 

Devlet mekanizmalarına karşı savurdukları bütün bu tehditler, şantajlar, düşmana karşı bile sarf edilmeyecek sözler manşetlerden inmiyor, ekranlardan taşıyor, ağızlardan köpük saçarcasına ortalıkta uçuşuyorken bunların bir özgürlük olduğunu ve demokratik bir hak olduğuna nasıl inanalım.

 

Hiç sıkılmadan soruyorum, nedir bu “özgür basın” dediğiniz?

 

Çoluk çocuk demeden insanların canına kıyan, bir toplumu zulüm altına almış terör örgütünün propagandasını yapmak mı?

Ağız da barış, demokrasi yalanı; elde intikam ateşi, silah dolaşmak mı?

Sadece yalan üretmek mi? Algı operasyonları düzenlemek mi? Nefrete, fitneye sarılıp siyaset üretmek mi? Vatana, millete ihanet etmek mi? Her gün devleti temsil eden kurumları aşağılamak mı? Yada toplumu hiçe sayıp, ben kurtulayım da gerisi ne olursa olsun mantığıyla dış mihraklarla güç birliği yapmak mı?

 

Merak ediyorum ve soruyorum, nedir bu “özgür basın” dediğiniz?

 

İstediğinize küfür edip, hakaret etmek mi? İstediğinizi tehdit edip, şantaj yapmak mı? İstediğinize iftira atıp, alçaklık üretmek mi? Söyleyin de dinyeyeyim, izlediğiniz bu küstah ve barbarca dilin özgür basın ile ne alakası var.

Karanlık koridorlarında, gizli arka odalarında Alman, Amerikan, İngiliz ajanlarının cirit attığı bir medyanın kendi özgür olmadığı halde özgürlükten dem vurması ne kadar tatminkârdır.

 

Bu ülkede yıllarca sayısız dergi ve gazete yasadışı örgüt yayını yapıyor denerek kapatılmadı mı? Çalışanlar örgüt üyeliğinden, laik devlet düzenine muhalefetten hapislere atılıp, cezalandırılmadı mı? Ülke o zaman gayet özgür ve demokratikti de; şimdi hainliği, ajanlığı, şantajcılığı, darbeciliği, işbirlikçiliği, ortaya çıkmış medya kuruluşlarına dokununca mı demokratikliği bozuldu.

 

Neymiş, “özgür basın susturulamazmış” öyle mi?

 

Özgür basının yalan söyleme, toplumu bölme, devlete ve millete ihanet etme, terör propagandası yapma özgürlüğü var da, Devletin bu haddini bilmezlere hadlerini bildirme özgürlüğü yok mu?

 

Sizler fitne ve fesat üretirken, halkı bölmeye, aldatmaya, ötekileştirmeye çalışırken, yalan ve manipülatif tezgahlar kurarken demokratik ve özgür oluyorsunuz da; Devlet toplumsal bütünlüğünü koruma refleksini hayata geçirince zorba oluyor öyle mi?

 

Biliniz ki “basın özgürlüğü” ve ”ifade hürriyeti” dediğiniz şey özgür kalem ve özgür düşünce var olduğunda olacaktır.

 

Şu bir gerçek ki, bu ülke açık bir ihanet ve delalet içine düşmüş, savaş ve fitne diliyle konuşan, yazan, yayın yapan ve sonra da özgürlükten dem vuran hiçbir medya kuruluşuna ”özgür basın” muamelesi yapamaz ve yapmamalıdır.

 

Çünkü sizin özgürlük alanınız, başka özgürlük alanının sınırına kadardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nedim Filiz 2 yıl önce

Harikulade bir yazı, bütün öfkemi yazıya dökmüşsünüz Muhammed bey, kaleminize, yüreğinize sağlık.