Türkiye olarak  gerçeklerle yüzleşmeliyiz. Dinsiz kominizmden kaçarken vahşi kapitalizmin kucağında düştük. Somada maden de çalışan  301 insanımız şehit oldu.  Devlet refleks göstererek vatandaşının yanında yer aldı. Siyasiler yürek acısıyla yaraya merhem olmaya koştu. 

İşveren ve işçi sendikaları sadece gözlemci vasfıyla sessiz kaldılar. Babası oğlu veya kocası madende olan vatandaşımız ister istemez yürek yangınıyla önüne kim çıktıysa hesap sordu. 

Bu tip bir kazada bence üç suçlu var. İşveren , sendika, denetlemesi gereken devlet görevlileri. İş sağlığı ve iş güvenliği her şeyden önemlidir. Can paradan makamdan herşeyden önemlidir. Türkiye de işçiden yana AB standartlarındaki kanun ve yasalardan kimse bahsetmez çünkü sömüren işveren baronları bedavaya sağlıksız adam çalıştırarak paralarına para katarlar.

Sendikalar ise patronlara yaltaklık işçiye mafyalık yaparlar. Tabi tüm sendikalar için geçerli değildir. İşçinin yanında olan sendikalarda vardır ama çok azdır. Sendikacılık yapmış birisi olarak olaya baktığımda ise sendikalar içler acısı. İşçinin parasıyla işçiyi döven söven sürdüren işten attıran işverene kul köle yaptıran sendika ve sendika başkanları  var. 

Son model arabalarla gezen makamları Başbakanınkinden üstün ortalama maaşları 20 30 40 milyara(eski para birimi)  kadar çıkan sendika genel başkanları vardır. Sadece evlerinde çocuklarına para vermek ve ev masrafları hariçinde elleri ceplerine girmez. Yani aldıkları para kemiksiz loptur. İşçiden topladıkları üye aidatlarıyla Sendika adına kurdukları şirketler üzerinden  otel veya sosyal tesis işleterek  yat turizmi yapıp sanki sendika başkanı değil holding sahibi mafya baronları gibidirler.

Sendikaların misafirhanesi kar amacı gütmeyen sosyal tesisleri kamp yerleri olabilir. Ama kesinlikle halka açık kar amaçlı ŞİRKET KURMAMALILAR  olmamalıdır. Olanlar var ise de devlet el koymalı asli görevleri olan işçilik ve sendikacılık yapmalıdırlar. Patronluk veya mafya babaları gibi korumalarla son model arabalarla ye kürküm ye sonrada somadaki işçi ölsün.

Sendika olarak yeri geldimi sağlıksız koşullar varsa işi durdurup müfetiş çağırması gerekirken işverenle kolkola işçinin ensesinde ikinçi  yumruk olmamalı. İki dönemden fazla bir makamda kalmamalılar adam 20 sene send gen başkanlığı yapar mı. Yapar tabi muhalif kim varsa işten attırırsa neden olmasın .

Fason şirketler kurup sendika adına buralarda patronluk değil sendikacı asli görevini yapmalı . Hele devlette ise işler içler acısı çocuklar iyi okulda okusun diye İzmitin en iyi okuluna yazdırdım.  Yazdırmaz olsaydım. Her hafta eylem var diye ders olmaz mı. Kafayı yememek elde değil. Derse girmeyen öğretmenden maaşı kesilsin. Böyle amaçsız sırf iş olsundiye sendikalar olursa kaytarmak için her hafta eylem olur.

Yazık değil mi ilkokul öğrencisi bu çocuklar. Ortaokulda imam hatipe vericem en azından eylem olmaz.  Devlet sendikaları tamamen gözden geçirmeli işçi lehine kanunlar yapmalıdır. Sendika baronlarını temizlemeli sağlıklı yapılar haline getirmelidir. Bu konuda  Devletimiz ise kimsenin gözünün yaşına bakmamalıdır. Ahirette o garip yetimlerin vebali büyüktür.

Bir başka gerçek ise uyuşturucu baronluğu… Eskiden esrar eroin kokain vardı şimdi ise bonzai diye bir uyuşturucu türedi.  Satıcılar ilkokul önlerine kadar indiler. Yeni bir kanun yapıldı hayretler içindeyim. Uyuşturucu üretiçiliğinin çezası üç yıldan başlamakta. Bu da sen üret kardeşim en fazla iki üç yıl yat parayı bul pkk yı zengin et ülkenin gençliğini geleçeğini yık mı diye soruyorum.

 İlkokul önlerinde kalem satılması gerekirken uyuşturucu satılıyorsa cezası da bu mu olmalı. İçene suç yok.  On sene sonra bu memleket bu kanunlarla keş yuvası  haline gelir. Bu çok büyük vebaldir. Bizim ülkemizi geleceğimizi sağ sol pkk ile yok edemeyenler böylelikle yok eder. Bence cezalar artırılmalı. AB ülkelerinde çok ağır. İçen tedavi olmayı kabul eder satıcıyı söylerse 1 yıl denetimli serbestlik.

Satıcının çezası 24 yıldan başlamalı üretiçiyi söyler tedavi olmayı kabul ederse 4 yıl yatar 1 yılda denetimli serbest kalır beş yıl. Üretiçinin cezası müebbet … Afsız… Bir ülkenin filizlerini zehirleyen idam olup  ölmeli olmadığından en ağır şekilde çezasını çekmeli. Satıcıları söyleyenler korkuyor ise  yüz nakli isteyen yaptırıp normal hayata dönme şansı da tanınmalı. Yoksa yazık günah bu memleketimize… Uyuşturucu baronları bu kadar rahat çirit atmamalı. Allah katında vebali büyük…

Bir başka gerçek ise televizyon dizi ve proğramları.  Yani tv baronları. Bizim tv dizi ve proğramları mason ve hiristiyan yada yahudi gibi değil. İçimizden Müslüman Türk dizileri olmalı. Anasının yanında geçelikli veya pişamalı yatan, küfürlü konuşup  dövmeli  değil. Türkiyeye örnek olan insanlar ve proğramlar seçilmeli.  Aldatmak sanki filimlerde moda. Türk kültürü islam ahlakına uygun olmayan ne varsa mevcut.

Diziler dizi olaktan çıkmış. Dedikodu riya teşhir aldatmanın normal olduğu yaşamlar konu edilmekte.Zina ve şehvet almış başını  gidiyor. Bunun sonucunda devlet değerlerini bilmeyen milli manevi değerlerden yoksun mankafalar yani mankurtlar artmakta.  Boşanmalar, kadın çinayetleri ana baba değeri bilmez evlatlar  kısaca bizi bizden uzaklaştıran çabuk kullanılacak insanlar yığını yapmaktadırlar.

Sanki bir gizli el bunları dizayn ediyor. Bizler seyrediyoruz.  Geleçeğimize kafa yoran proflar neden yok.  Beyinleri sapık ideolojilerle dolmuş kendi fikri dışındakileri düşman gören beyinlerden bu memlekete fayda yok.  Öz yurdumuzda garip hissediyoruz kendimizi. Örnek aile dizilerimiz ve devlet eliyle desteklenmeli yapılmalı.

Öz kültürümüzü yaşamamız için gavurun değil artık kendi kanunlarımızı yapıp dinimize kültürümüze uygun hale getirmeliyiz. Yabancılar bize kuş taktiği yapmakta. Yavuz Sultan Selim kılık değiştirip bir kuş pazarına  gider keklik kuşlarının fiyatını sorar. Bir tane  keklik fiyatını sorar bir altın diğerini sorar üçyüz altın bu keklik neden pahalı diye sorar. Pazarcı bu çok iyi öter diğer keklikleri kurulan tuzağa çeker der. 

Yavuz tabi üçyüz altını verir kekliği alıp kafasını koparır. Neden kafasını kopardın derler. Nesline  ihanet eden ölmeli der.  Televizyonda adı Ahmet Mehmet Ayşe Fatma isminle bizim gibi konuşan yabancı gibi  giyinip yaşayan diziler bizim evlatlarımıza idol olmakta. Adının önünde prof yazıp memleketi bölenler yazarlar çizeler bizden gözüken içimizdeki yabancılar.

Bunlar ise ayrı bir tehlike. Devletimiz önlemini almalıdır. Bu görünmeyen eli görmeli kendi neslini kurtarmalıdır. Yoksa gençler gezi olaylarında iki ağacı bahane edip kahrolsun kapitalizm diye bağırıp devlete zarar verip akşama ise o kapitalist baronların yemeğini yer devlete millete zarar verir haberi olmaz.

Sendika , Uyuşturucu, Tv sahipler bu baronlar islah edilmeli. Vatandaşın Allahtan sonra güvendiği devletinin en önemli vasifesidir.

Allah'a emanet olunuz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
fatih 3 yıl önce

abi kalemine sağlık inşallah sorumlularda okur