Bildiğiniz gibi, o ihanet kalkışmasının üzerinden tam bir yıl geçti. Hafızalarda derin izler bırakan bu darbe girişimi kolay kolay unutulmayacak. O gece tam 249 vatandaşımız şehit edilmiş ve 2 bin 193 vatandaşımız da gazi oldu. TBMM tarihinde ilk defa bombalandı, TRT ekranlarında darbe bildirisi okundu, Boğaz Köprüleri kapatıldı ve Cumhurbaşkanı’nın oteline baskın yapılmak suretiyle rehin alınmak, belki de öldürülmek istendi.

Çok şükür ki, vatansever askerlerimiz ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla sokağa dökülen kahraman milletimiz tarafından o gece darbe girişimi geri püskürtüldü. Cennet ülkemiz, büyük bir felaketin kıyısından döndü.

Yüzlerce insanın stadyumlarda aç ve sefil bırakılacağı, bazılarının öldürüleceği ve adına da “demokrasi” dedikleri bambaşka bir sistemle karşı karşıya kalmaktan kurtulduk. Dahası, ülkemizin on parçaya bölünmesine şahit olmaktan Allah bizi korudu. Üstelik bunu yapacak olanlar, yine milletin değer yargılarını istismar eden sözde “hizmet” hareketiydi. Gazetesine abone yaptığı, evinde misafir olduğu, kurban bağışı aldığı milletine karşı bu ihaneti yapmıştı. Sözde davasına halel geleceğine “Türkiye yansın” diyebilen bir yapıdaydı. “Fetö başının yüzü gülsün yeter ki” diyerek, 249 insanın şehit olmasını izlerken, ocaklara ateş düşürürken, içi hiç sızlamıyordu. Nasıl bir ruh hali, nasıl bir akıl tutulması… İnanılır gibi değildi. Bu yapı üzerine daha çok araştırmalar yapılır, tezler yazılır eminim. “Bir insan bu kafaya nasıl gelir?” diye çok kitap yazılır.

Anadolu’nun bağrından kopmuş, kıt imkanlarla okumaya çalışan öğrencilerin sözüm ona “elinden tutarak” aklını satın aldığı bir yapıdan bahsediyoruz. İlkokul mezunu bir üyenin koca profesörleri yönlendirdiği dehşet verici bir yapının varlığından haberdar olduk o geceyle birlikte. Günlerce bu konu üzerine programlar yapıldı. Ne yazık ki bunca acıya rağmen hala bu yapıya inanan, savunan insanlar oldukça, bu muhabbet uzun yıllar böyle devam eder.

Yaşananlardan sonra günlerce demokrasi nöbetleri tutarak ülkemizi bu canilere teslim etmeyeceğimizi haykırdık. Öylesine haykırdık ki, sesimiz dünyanın dört bir köşesinden duyuldu. İşte o gün bugündür, ülkemizi bölemeyeceğini anlayan şer güçlerle mücadelemiz sürüyor. İçimizdeki hainlerle işbirliği yaparak bizi ekonomik ve siyasi olarak yıpratma politikalarını sinsice sürdürüyorlar. Hâlâ her açıdan ülkemizi kötü göstermeye çalışıyorlar.

Bakın, inanın bu şer güçler darbenin başarılı olacağına çok emindiler. Püskürtülen kalkışma sonrası adeta çılgına döndüler. 15 Temmuz sonrası yaptıkları açıklamalarda bunu daha net görmedik mi? Tankı, tüfeği görünce sinip geri çekilirler sanmışlardı. Namluyu gören gıkını çıkartamaz, darbe bildirisi okutursak herkes yorganının altına girer diye düşünmüşlerdi. Ama olmadı! Ne işbirliği yaptığı ihanet şebekeleri, ne de bu şer güçler bu milleti daha tanıyamamıştı. Her ne kadar kendilerine benzetmeye çalışsalar da, sarsılmaz bir imanın olduğu gerçeğini unutmuşlardı. Şükür ki, yaptıkları tüm hamleler boşa çıktı.

15 Temmuz’da milli irade Allah’ın izniyle galip geldi. Bu millet küllerinden doğarak ortaya öyle bir irade koydu ki, asla unutulmayacak! O gün elde edilen zafer sonrası “OHAL” kararı alındı. Hala devam eden OHAL’de binlerce memur görevinden uzaklaştırıldı. Böyle bir yapıyla mücadele edebilmek için bu tip tedbirler elbette gerekiyordu. Yoksa başa çıkmak ne mümkün!

Ancak milletimiz esasen darbenin ticari, siyasi ayaklarının ve akıl hocalarının ortaya çıkartılmasını beklerken, en alt tabakadaki memurdan, işçiden, esnaftan bu işe başlanmasını doğru bulmadı. Elbette suçlu olan sorgulanmalıydı ancak temizlik tepeden aşağıya yapılmalıydı. Örgüt üyesi olup olmadığını bilmediğiniz bir amire çalışanını araştırmasını emretmek ne kadar doğru sonuç verir ki? Eminim bir travmayla yapılan hatalar da zaman içinde düzeltilecektir.

Bugün gelinen noktada ise haksızlığa uğradığını söyleyen hatırı sayılır bir kitle var. Ki bu kitlenin çoğunluğu da AK Parti seçmeni. Fetöcü zihniyetin yine boş durmayacağı gerçeği göz önünde bulundurulursa, açığa alınan ve ihraç edilenlerin durumları tekrar gözden geçirilmeli. Darbeye karşı ve vatansever olan büyük bir kitle “başkanlık sistemi” adı altındaki oylamada mevcut yönetime “hayır” dediyse, bunu iyi tartmak gerekiyor. Devlete ve hükümete düşman oluşturmak için çabalayan “Kripto Fetö’cüler”e azami dikkat edilmeli. Mazlum ve mağdur kitle sakın ha yaratılmamalı. Adaletten asla şaşılmamalı…

15 Temmuz darbe girişimini kısaca hatırlamaya çalıştık. Sayfalar dolusu yazsak inanın bitmeyecek kadar önemli bir gün 15 Temmuz. Unutmayalım, unutturmayalım, ve o günü yaşayan nesiller olarak birliğimizi beraberliğimizi asla bozmayalım. Farklı konuşalım, meselelere farklı bakalım, tartışalım ama sonunda “tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” paydasında buluşmayı başarabilelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.